Bizimle iletişime geçin

Makale

Yeni Politika Arayışlarına Eleştirel Bir Katkı- 5

Çoktan Marksizmi terk etmiş olan küçük burjuva tasfiyeciliğinin daha uzun bir süre Marksizmi kullanmak isteyeceğini, enternasyonalist proletaryanın tarihsel kayıtlarından biliyoruz. Küçük burjuvazinin aklı melekeleri girdiği yolun tasfiyecilik olduğunu fark edecek kadar gelişmemiştir. Tarih içerisinde böyle bir olgunluk ve bütünlükten mahrum kaldı.

Emperyalist karargâhların kendi aralarındaki çatışmalarının derinleşerek küresel ölçekte bir tehdit oluşturduğu günümüz dünyasında uzak olmayan bir gelecekte sınıf mücadeleleri açısından belirleyici bir tarihsel anın yaklaştığı gözlemlenmektedir. Bu durum kuşkusuz bizlere işçi sınıfı için sıkı bir örgütün gerekliliğine işaret etmektedir. Dünyanın bir ateş topuna dönüşmesini gözetmeyen siyasi çizgilerin geleceğinin olmadığı bir bir sürece doğru ilerliyoruz. Proletaryanın mücadelesinde beliren bir doğal seleksiyon sonucu ortaya çıkan en ileri öncülerden teşekkül olmuş devrimci bir karargâhın yokluğunda fırtınalı tarihsel süreçlerde yol almak mümkün değildir. Devrimci sınıfın en iyilerinin, en bilinçlilerinin ve en adanmışlarının biriktiği karargâhlar tahkim edilmeden sadece yasal devrimci ve demokratik güçlerle gidilecek uzun bir yol olmadığı açıktır. Proletaryanın tarihsel yolunun net bir kavranışına sahip olan ve tarihin zorunlu yasalarının ışığında mevzilenmiş çelikten bir çekirdeğin varlığı proleter devrimin teminatı olacaktır. İşçi sınıfının geri kesimlerine göre kendisini uyarlayan ve kapitalist restorasyona kapılarak kendi küçük burjuva varoluşunu güvenceye almak isteyen sistem içi oluşumlarla böyle bir tarihsel sürece önderlik yapılamayacağı yine tarihsel tecrübelerle sabittir.

Marksizmin bilimsel teori ve tecrübeleri günümüzdeki devrimlere hala kılavuzluk yapmakla beraber çağdaş sınıf mücadelelerinde karşılaşılan bütün problemlere hazır çözümler sunması beklenmemelidir. Bugünün mücadelesinin ihtiyaçlarını karşılamak ve yolun üstünde durmadan beliren sorunlara çözümler bularak ilerlemek zorundayız. Legal araç ve yöntemler siyaseten geri kitleler açısından meşruluğun bir aracı olabilir belki ama biz komünistlerin tarihsel bir meşruluk sorunu yaşamadığımızı belirtmek isteriz. Ara sınıflara şirin gözükmek için politik yaşamın kendisini düzen sınırları içerisine hapsetmek liberal yollardan düzenlenen tasfiyeciliğin en bilindik şeklidir. Son dönemlerde bu konuyla ilgili sosyal medya ağlarında beliren eğilimleri “Likidatörler” ve “Sahte radikaller” diye iki ana kanada ayırabiliriz. Her iki eğilimde aslında ideolojik olarak kardeştir. Geleneğimizin sosyal dokusunda beliren birinci eğilim; CHP’nin son yerel seçimlerdeki başarısına öykünen, kitlelere bu adresleri işaret eden ve sosyalist demokrasi örgütlerinin ontolojik kaynaklarından uzaklaşarak burjuva sosyal demokrasiyi taklit eden küçük burjuva liberal kanattır.

İkinci eğilim ise daha çok sosyalist demokrasi örgütlerine karşı muhalif olduğu iddiasıyla konumlanmış ve sanal ağlardaki “Halk Savaşı Sümilasyonu” içinde elektronik bir varlık gibi yaşayan yapay solculardan oluşmaktadır. Likidatörler, tarihsel bütün bağlarımızı kopararak burjuva popülizminin estirdiği ilizyonik rüzgârlara kendimizi bırakmamız gerektiğini bizlere telkin ederlerken, yapay radikaller ise bütün yeni politika arayışlarımızın karşısına statükonun bekçileri gibi dikilmektedirler. Bu anlamda böyle bir tarihsel dönemde saflardaki proleter nitelikli arayışlara karşı likidatörlerle matrixler ve meczuplar birleşmiş görünüyorlar. Bizler küçük burjuvazinin kuluçkaya yattığı bütün devrimci örgütleri kendi sınıf ihtiyaçları için değiştirmeye çabalamak gibi bir huyu olduğunu biliyoruz. Bu anlamda ideolojik mücadelemizin ikili bir görevi vardır. Bunlar; proleter dinamiklerin bilinçlendirilerek uyarılması ve iflah olmaz tasfiyecilerin siyaseten tasfiye edilmesi şeklinde özetlenebilir. Likidatörlerin iddialarının aksine işçi sınıfının örgütünden başka bir silahı yoktur ve biricik tarih yapıcı silahı mülk rejiminin yasalarına emanet etmek bir kuzuyu kurt ininde saklamak gibi bir şey olacaktır.

Küresel devrimci dalganın emperyalist kapitalist sistemin bariyerlerini sökün eylediği dönemlerde tarihsel uykuya çekilmiş olan işçi sınıfı içerisindeki burjuva sapmaların hayaleti ete kemiğe bürünerek aramızda dolaşmaktadır. Bu anlamda devrimci örgütlenme ve siyasette somut koşulların somut tahlili prensibine uygun olarak yaratıcı örgütsel zenginlikler üretmeye “evet” ama burjuva restorasyon yoluyla sınıfa dayatılan her türden tasfiyeciliğe “hayır” dememiz gerekiyor. Başta legal parti olmak üzere demokratik alandaki örgütlenmeler işçi sınıfının nihai iktidar örgütleri değildirler. Ama genel siyasette kısmi burjuva demokratik kırıntılar zemininde proletarya ve müttefikleri lehine söz sahibi olmak, kitlelere sosyalizmin prestijini sömüren sözde Sosyal Demokrasi hareketlerinin faşist niteliğini gösterip teşhir etmek, iktidardaki sermaye sınıflarının toplumsal çoğunluk ile kurmuş oldukları yalana dayalı konsensüs ve birliğe çomak sokmak, Sosyalist Demokrasi formasyonuna yeni kadrolar yetiştirmek, fırsatlar el verdiği ölçüde kitlelere ulaşıp onları teşkilatlandırmak ve kararsız ara sınıflar için meşruluk alanı yaratmak için legal parti gibi devrimin dolaylı bir aracından geçici olarak faydalanabilinir.

Dünya çapında topyekûn emperyalist savaş rüzgarlarının estiği bu tarihsel koşullarda, imkanların verdiği oranda toplumun kılcal damarlarının en ücra yerlerine kadar ulaşmamız gerekiyor. Mevcut somut koşullar bazen tarihin hızlandığı durumlarda kestirimsiz bir biçimde yerini başka nitelikteki koşullara terk edebilir. Öngörülü olmak zorundayız ama şartların değişebileceğini ön görmek bugünün somut koşullarını atlamak anlamına gelmemelidir. Çünkü doğadaki her şey basit olandan daha karmaşık olan şeye doğru nicelik biriktirerek ilerlemektedir. Maddenin bir halden diğer hale sıçrayışlarının doğasında bile tali ve nicel hareketlerin toplamının tarihi yatmaktadır. Doğanın ve toplumun tarihinde ortaya çıkan her yeni durum, öncül verileri ilk olarak belirmeden gerçekleşmediğini biliyoruz.

Proleter devrimci bir zekâ ve fırsatçılıkla bugünden yeterince maddi bir güç kotaramayanların yarının fırtınalı yıllarında bir mucize beklememelidirler. Kendiliğindenci, koşulların esiri olup geleceği göremeyen ve her türlü değişim parametrelerini önceden okuyamayan bir siyaseti savunmuyoruz kuşkusuz. Anı kurtarmaktan ziyade geleceğin kestirimlerine dayalı stratejik ve taktik politikalar geliştirmeliyiz. Proletarya için örgütsel varlığın ve siyasal faaliyetlerin her koşulda sürdürebilmesinin biricik gerçek güvencesi illegal konumlanışta yatmaktadır. Bu stratejik bir olgudur ama bir devrim organı anın ortaya çıkardığı zengin taktik yaratımlarla beslenmediği sürece bir işçi uygarlığının iktidar aygıtına dönüşme süreci gecikecektir. Somut koşulların somut tahlili sonucu ortaya çıkan politikalar ve örgüt biçimleri proletaryanın nihai iktidar araçlarını besleyemiyorsa burada boşa giden bir emek ve zaman var demektir kuşkusuz. Legal alanda çalışan komünistlerin görevi burjuva liberalizasyonların peşinden sürüklenmek değil, bilakis bu aldatmacayı ortaya çıkaran politikalar üretmektir.

Lenin yoldaşın RSDİP’in 1905 Nisan ayında Londra’da düzenlenen üçüncü kongresinde benzer bir şekilde dediği gibi; komünistler seçim aldatmacasını ortaya çıkarmak için aslında seçime girerler. Amaç burjuva seçim aldatmacasını proletaryanın gözleri önüne sermek için bu ortamdan faydalanmaktır. Devrimci hareketin son yerel seçimler sürecinde esasta düştüğü Proudhon’cu iktisat felsefesi ve Fabiancı Sosyalist siyaset anlayışının düzenin kamu hizmetkârlığı ve tamirciliğine hizmet eden yönler taşıdığı için Marksist, Leninist ve Maoist perspektiften beslenen politikalardan uzaklaşmalara yol açtı. Hâlbuki Ekim Devrimi süreci parlamento ve belediye seçimleri siyasetinin tecrübeleriyle doludur. Bizim tarihsel rezervlerimizden öğrenebileceğimiz birçok politik prensip bulunmaktadır. O dönemde bizdeki altılı masanın liberal restorasyon programına benzer bir söylem kullanan “Kadetler” adlı liberal burjuvazinin temsilcileri vardı. Duma’daki bu burjuva liberal kanat Bolşevik devrime kadar Rus monarşi rejimini gevşetmeye ve beklenen reformların gerçekleşmesini sağlamaya çalıştı.

İşçi sınıfının kafasını karıştıran bu dönemde Lenin yoldaş, otokratik rejime karşı reformlar için mücadeleye evet dedi. Ama komünistlerin reformlar için seçimlere girmesiyle Kadetler’in reform mücadelesinin felsefi ve politik çizgisi taban tabana birbirine zıttı. Lenin yoldaşın bu süreç ile ilgili 1901’de kaleme aldığı “Zemstvo’ya Karşı Tahrikler ve Liberalizmin Aniballeri” başlıklı makalesinde şöyle der: “Devrimciler elbette eğer saldırıyı güçlendirmeye hizmet edecekse ve kesin zaferin elde edilmesine yardımcı olacaksa reformlar için mücadele etmeyi, hatta küçük ve önemsiz düşman mevzilerini ele geçirmek için bile mücadele etmeyi asla reddetmezler. Fakat düşmanın saldırılarını parçalayıp daha kolay bir şekilde yenilgiye uğratmak için bazı mevzileri kendiliğinden elden çıkarma durumlarının olduğunu asla unutmayacaklardır. Hareketin yanlış adımlardan ve utandıracak yanılgılardan ancak nihai hedef daima göz önünde tutulduğunda ve hareketin her adım ve her reformun genel devrimci mücadele bakış açısından değerlendirildiğinde korunabileceğini asla unutmayacaklardır.” İşte Lenin yoldaşın geçtiğimiz yüzyıldan bildirdiği bu komünist prensipler toplamının ışığında sosyalist güçler son yerel seçimler siyasetinin anatomisini ortaya çıkarabilirler.

Burada verilen mesaj çok açıktır ve bir politik çalışmanın sonunda hataları keşfedip özeleştiri vermek yerine tabandan gelen baskı yüzünden hataları dil ucuyla kabullenmiş görünüp ama sonuçta yine haklı çıkmanın bir anlamı yoktur. Son yerel seçimlerde esas olarak yenilen çizgi bilimsel sosyalizm değil bilakis küçük burjuva sosyalizmi olduğu açıktır. Bu durumun alınan oy oranıyla esas olarak tam bir alakası yoktur. Zira düzen içi küçük burjuva sosyalizminin zafer kazandığı ülkelerde olmuştur ama bu durum devrimin stratejik araçlarının tasfiyesine yol açmıştır. Mesela, Yunanistan Komünist Örgütü (KOE) Fabiancı, reformist Syriza hükümetinin kurduğu cephede büyük kayıplar aldı. Bu örgütün şu anda Yunanistan’da esamesi okunmuyor. Bu örgüt her ne kadar bu koalisyondan çekilmeyi tercih etmiş olsa da süreçten büyük kayıplar vererek, siyasi bürosunun yarısını koparıp atmak zorunda kaldı. Lenin yoldaşın günümüze verdiği mesaj çok açıktır.

İflah olmaz Proudhon’cu küçük burjuva yolculara ve postmodern yapı sökümcülerine diyecek bir sözümüz yoktur, ama bilimsel sosyalist öğretiye inanan gerçek işçi sınıfı devrimcilerinin yolunu şu hususlarda aydınlatmaktadır: Tarihsel anı ve toplumsal zemini ileriyi görerek yoklayın. Somut ve soyut bütün olanakları doğru zamanda maddi koşullara uygun olarak doğru rollerle donatarak harekete geçirin. Değişen koşullara göre hızlı bir şekilde ileriye giden, geriye çekilen, gün ışığına çıkan ya da yeraltına inen bütün mücadele biçimlerini nihai hedefin strateji ve örgüt gibi iktidar araçlarıyla birleştirin. Tabi strateji yönetimi denen devrimci sanatı uygulayabilmek için sosyalist kurumlardaki proleter kadro tahkimatının yeterince yapılmış olması gerektiğini hatırlatmak isteriz. Zira bir küçük burjuva devrimcisinin oturduğu elit bir koltuktan bir daha kolay kolay kalkmak istemediği devrimci örgütlerde sorunlar baş gösterecektir. Zaten küçük burjuva zihniyetin egemen olduğu bir hareketin örgütsel parçalarından samimi bilimsel bir özeleştiri beklenmemelidir. “Paris Komünü”nde ilk defa denenen seçilmiş personelin geri çağrılma ilkesini küçük burjuva zihniyetin nispeten güçlendiği bir örgütte uygulamak neredeyse imkansız gibidir. Küçük burjuvazi tutarsız, dönek ve oportünist olduğu için her zaman kendisini haklı çıkaracaktır.

Reformların sahte yüzünü ortaya çıkarmak ve reformlardan bir işçi uygarlığı için istifade etmek yerine reformlara yatmak küçük burjuva devrimciliğinin bir kaderi olabilir ama nereyse antik özellikler kazanmış bu bilimsel Sosyalizm dışı politikalar işçi sınıfının devrimci kesimlerine dayatılmamalıdır. İşçi sınıfı hareketinin bir bağımsızlık sorunu yaşamasının altında ara sınıfların örgüt sosyolojisindeki egemenliğini anlamalıyız. Başta demokratik alan olmak üzere birçok mücadele alanında kendisi için bağımsız bir sınıf olmayan ara katmanların örgütsel karar alma mekanizmasındaki varlığı devrim için bir ayak bağı olacağı tarihsel tecrübelerimizle sabittir. Bu durum sahadaki devrimci örgütün burjuvaziye olan politik bağımlılığını artıracaktır kuşkusuz.

Son dönemlerde demokratik alanda yaşanan ideolojik kırılmaların esas sebebi, iktisadi teşekküller belirtileri de gösteren ara sınıfların ideolojik ve siyasi zihniyeti damgasını vurmuştur. Yani ideolojik kırılma ve hataların nedeni kişisel değil, daha çok böyle bir örgütsel sosyal çevre ve kuşatılmışlıktan beslenmiştir. Kaypakkayacı politik geleneğin devrimci rezervleri hala güçlü ve derinde olmakla birlikte son yıllarda yaşanan siyasi ve bilgisel gerilemeden dolayı taktik siyasette yer yer hatalara düşme eğiliminde oldukları devrimci kitlelerce gözlemlenmektedir. Tabi bunlara tecrübe eksikliğini de eklemek gerekiyor. Çünkü yaklaşık elli yıl boyunca ideolojik bir hareket olmanın dışına çıkamamış bir politik gelenek son yıllarda ilk defa toplumun farklı zeminlerinde siyaset ve diplomasi deneyimi yaşamaktadır. Demokratik alanda bir bağımsızlık problemi yaşadığımız ortadadır. Zira politik örgütleri ideolojik manada bağımsız olmayan bir hareketin stratejisini uygulaması mümkün olmayacaktır.

Peki, devrimci stratejiden kopan ve önceden strateji ile ilişki temelinde belirlediği taktik siyasal mücadeleyi genel siyasi yaşamın kendisi haline getirmiş olan bir devrimci örgüte hükmeden siyasal çizgi burada neye hizmet etmektedir? Hiç kuşkusuz yüksek sesle ifade etmekten sakınmayacağımız bir gerçeklik vardır burada. Bu ise Lenin yoldaşında benzer bir şekilde ifade ettiği gibi; masal düşleriyle işçileri teskin etmeye çalışan tasfiyecilikten başka bir şey olmadığı gerçekliğidir. Nihai amaca ulaşmayı amaçlamayan politik hareketlenmelerin işçileri teskin etmek anlamına geldiğini artık biliyoruz.

Bütün bu tarihsel ve güncel gerçeklerden anlamamız gereken bir şey daha var. Devrimci mücadelenin taktik ve stratejik bütünlüğünün küçük burjuva zihniyetin yenilgiye uğradığı devrimci örgütsel ortamda varlığını koruyacağıdır. Çoktan Marksizmi terk etmiş olan küçük burjuva tasfiyeciliğinin daha uzun bir süre Marksizmi kullanmak isteyeceğini, enternasyonalist proletaryanın tarihsel kayıtlarından biliyoruz. Küçük burjuvazinin aklı melekeleri girdiği yolun tasfiyecilik olduğunu fark edecek kadar gelişmemiştir. Tarih içerisinde böyle bir olgunluk ve bütünlükten mahrum kaldı. Çünkü o komünist yapının varoluşuna yönelik saldırı yaparak proletarya partisini ontolojik kaynaklarından uzaklaştırmaya çalışırken bile kendi sınıfsal hayallerini gerçekleştirmenin meşruluğunu yaşamaktadır…

Bitti.



Mayıs 2024
PSÇPCCP
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031 

Daha Fazla Makale Haberler