Bizimle iletişime geçin

Makale

Tasfiyeci İdeolojik Dalganın Devrimci Saflardaki İzdüşümleri Üzerine Denemeler- 1

Sosyalist toplumda iki sınıf, iki yol ve iki çizgi arasındaki uzun ve şiddetli bir mücadelenin kaçınılmaz olduğu yönündeki tespitler sadece sınıf mücadelesinin sınırlarını genişletmekle kalmamış, aynı zamanda toplum bilimlerine bir katkı olarak sosyalist toplumun gelişmesini yöneten yasaların keşfedilmesine zemin hazırlamıştır.

Komünizme kadar bütün sömürücü sınıfların geriye dönük restorasyon umudunu canlı tutacaklarını anlamış bulunuyoruz. Bu anlamda kapitalist çağdan komünizme geçiş bir devrimin sorunu değil, bilakis bütün bir tarihsel dönemi kapsayacağı açıktır. Bugün olduğu gibi olası bir sosyalist toplumda da zıtların birliği ve mücadelesi yasası bütün yakıcı gerçekliğiyle sürecektir. Fiziki süreçlerde tıpkı bir protonun anti protona dönüşmesi gibi proletarya diktatörlüğünün burjuva diktatörlüğüne dönüşebiliyor olması gerçekliği, üretim araçları mülkiyetinin sosyalist dönüşümü büyük ölçüde tamamlandıktan sonra bile sınıf mücadelesinin bütün şiddetiyle devam ettiğini bizlere bildirmektedir. Maoist siyaset biliminin bir toplumsal icadı olan “Kültür Devrimi” deneyimi, devrimin canlı ve diri tutularak sürdürülmesinin bu nedenlerle bir zorunluluk olduğunu bizlere göstermişti. Bu anlamda Sosyalizmde sınıflar mücadelesini örgütsel, ideolojik ve praksis bir formasyon olarak ele alan Maoist siyaset bilimi enternasyonal komünist hareketin tarihinde ilk defa karşılaşılan bir silahı onun envanterine kazandırmıştır.

Geçtiğimiz yüzyılda komünist hareketler içerisindeki burjuva çizgiler yoluyla sosyalist toplumun kapitalist restorasyonunun mümkün olduğunu deneyimledik. Dünyanın ilk proletarya uygarlıkları bu burjuva çizgiler tarafından tamamen dönüştürülebiliyorsa eğer, bu karşıtlık ilişkisi belli koşullar altında her türlü doğasal ve toplumsal süreçlerin içindede olanaklı olmalıdır. Bir proletarya hareketi içerisindeki bütün ideolojik farklılıkların toplumdaki sınıf mücadelelerinin yansımaları olduğu yönündeki diyalektik ve tarihsel materyalist tespitlerin varlığına rağmen sosyolojik saflarımızdaki bazı küçük burjuva zümrelerin zaman zaman bu duruma tehâmmül göstermekte zorlandıkları gözlemlenmektedir. Halbuki sınıf mücadelesinin sosyalist demokrasi örgütlerindede sürdüğünü tespit etmek bir devrimci için sınıf mücadelesinin kapsamını genişlettiği için burjuva uygarlığın yeniden dirilmesine karşı bir avantaj olarak görülmesi gerekir.

Sosyalist demokrasi mücadelesi aygıtları içindeki iki çizgi mücadelesi ihtiyacı ve gereksede proletarya diktatörlüğü altında devrimin sürdürülmesi siyasetine neden olan ara sınıflardan fikir mücadelesinin teyammüllerine bağlı kalması beklenmemelidir. Çünkü saflardaki proletarya küçük burjuvaziyi kurumsal hukuk ve tüzük ilkeleri içerisinde kalarak devrimci temelde dönüştürmeye çalışırken, küçük burjuvazinin iflah olmaz kesimleri ise eline ilk fırsat geçtiğinde kendi sınıf doğasına uygun olarak bu ilkelerin dışına savrulurlar. Çünkü ara katmanların sınıf çıkarları toplumun çoğunluğunu oluşturan işçi sınıfının çıkarlarını tamamen kapsamadığı için kolektif ilkeler onlar için ancak kendileri için kullanışlı olduğu kadar geçerlidir. İşte bir komünist hareketin saflarında doğan örgütsel ve siyasi pragmatizm böylesine bir maddi sınıfsal zeminden beslenmektedir. Sınıf bilinçli işçilerin egemen olduğu sosyalist örgütlerde pragmatizm bir politik silah olarak envanterde fazla görünmez. Bunun sebebi ise proletaryanın büyütülebilecek bir parça mülkten yoksun olmasıdır. Kaldıki proleter bilincin bir anlamıda; bu dünyada bireysel mülk edinme şansını tamamen kaçırmış olmayı bilmekten geçmektedir. Komünist saflardaki proleter devrimcilerin küçük burjuva devrimcileri kazanmak istemesinin, buna karşılık saflardaki iflah olmaz küçük burjuva devrimcilerinde proleter devrimcilerden tasfiye usulü ile kurtulmak istemesinin altında bu tarihsel materyalist toplumcu gerçekler yatar.

Şimdi bir kısım okurumuz, uluslararası ideolojik geri çekilmenin geleneğimiz saflarındaki izdüşümlerinin hazır reçetesini bu makalede görmek isteyebilir, ama negatif ideolojilerin zemin bulduğu sınıfsal örüntüyü tarif etmeden hazır kalıpsal bilgilerin bir işe yaramadığını hatırlatmak isteriz. Çünkü tarihin başlangıcında ideolojiler sınıfları yaratmadı, bilakis sınıflar ideolojileri yarattı. Marksizm kuşkusuz postmodernistlerin iddia ettiği gibi ekonomik deterministci yada kaba ekonomik indirgemeci değildir. Toplumsal alt yapı ile üst yapı arasındaki karşılıklı etkileşim ve ilişkiyi kabul etmekle beraber alt yapının son tahlilde belirleyici olduğunu savunurlar. Marksist tarih anlayışına göre; tarihin oluşumunun nedeni insanın temel gereksinimleri için girdiği ekonomik etkinlikten ortaya çıkıyorsa eğer, negatif ideolojilerin saflarımızdaki varlığıda bu ekonomik ilişkilerden türeyen proleter olmayan sınıfların varlığından kaynaklanıyor olmalıdır.

Bu anlamda saflardaki ideolojik sapmaları değiştirmenin biricik maddeci yolu, o zehirli ideolojiyi taşıyan bireyin yaşamını devrimci temelde değiştirmeye çalışmaktan geçmektedir. Kuşkusuz bunun amacı zihniyet ve yaşam tarzı olarak bireyin sınıfını değiştirmektir. Politik geleneğimizde ideolojik mücadele yoluyla sosyalist kurumlar içerisinde insanı dönüştürme ve kazanma metodolojisinin maddeci saiklerle yeterince ele alınamadığını biliyoruz. Şurası açık bir doğrudur ki, devrimcilik üretmeyen örgütsel ortamın boşluğu, devrimci telkin ve sözlerle doldurulamaz. Komünist yaşama önemli oranda koşullanamayan bireyin bir papaz vaazı ile dönüşecebileceğini ummak bir köylü saflığı değilse bile bizlere dinlerden kalan idealist bir iyi niyet mirasıdır. Böyle işe yaramaz bir mirası reddetmeli ve bilimsel maddeci Marksist metodolojiye geri dönmeliyiz.

Geldiği küçük burjuva sınıfına sırt dönmeye azmetmeyen bir bireyin Kaypakkayacı politik geleneği demokratik alanda dahi temsil edemeyeceğini bilmek ve kabul etmek gerekmektedir. içinde bulunduğumuz şimdiki zamanların en büyük sorusunu sormanın tam yerindeyiz öyleyse: Bu bahsettiğimiz bağlamda sosyalist demokrasi mücadelesi örgütlerinin sosyolojik formasyonunda durum nasıldır? Her türden sınıf farklılıklarının kabüllenildiği ve buna bağlı olarak burjuva hümanist hoşgörü kültürünün baskın olmaya başladığını kanıtlamak için bir düzüne şahide gerek varmı acaba? Geldiği küçük burjuva sınıfına ihanet etmeden, hatta devrimci bir kurumda örgütlüyken bile kurduğu pragmatik ilişkilerle orta sınıflara kadar palazlanan sözde işçi sınıfı temsilcilerinin yerden biten mantar gibi çoğaldığı Avrupa sahası bu konuda tam bir toplumsal laboratuvarı andırmaktadır. Avrupa göçmen işçiler arasında en çok örgütlü olan ve on binleri sokaklara ve salonlara taşıyan politik geleneğimizin günümüzde kitle bağlarının zayıflamasının altında geçmişte izlenen bu burjuva kadro siyaseti yatmaktadır. Kendisini işçi sınıfının nispeten aydını olarak gören bazı kesimlerin bu gerilemeleri sadece ulus aşırı yaşanan karşı devrimci ideolojik dalga ile açıklamaya çalışmaları bize göre sorumsuzluktur. Toplumsal süreçlerin iç çelişkilerini örtbas eden ve gerçeklerden kaçan tutumların bir tarihi yoktur.

Proleteryanın aydınları halka ve devrimcilere doğruyu söylemekle yükümlüdürler. Avrupa mücadele tarihinde proletarya ile burjuvazi arasındaki temel çelişki ve buna bağlı olarak gelişen mücadele, sosyalist demokrasi formasyonunda esas olarak taban ile tavan arasında yaşanmıştır. Geleneğimizin emekçi tabanı büyük bir fedakarlıkla mücadelenin ağır yükü altında yürümeyi bilmiş ama tavana hükmeden formasyonun ezici bileşeni dağıtıcı, savurgan, sorumsuz ve ekonomik fırsatçı bir pratik sergilemiştir. Bunların önemli bir kısmı işçi sınıfının kamu olanaklarını bireysel bir fırsat kapısı ve sıçrama tahtası olarak kullanarak ekonomik palazlanmada başarılar yakalamıştır. Bu kesim içinden geldikleri küçük burjuva sınıfına değil, bilakis saflardaki proletaryaya ihanet etmeyi tercih etmişlerdir. Avrupanın neredeyse her köşesi başta kendisi olmak üzere, hayatı boyunca bir tek işçiyi kazanamamış ama yüzlerce emekçi aileyi devrimci kurumlardan soğutmuş sorumsuz eski devrimci tipoloji ile doludur. Bu kesimler son yıllarda yarım asır önceki devrimci anılarını bir çerçicinin zerzavatını pazara sürmesi gibi ileri sürerek sosyalist demokrasi örgütlerinden yetki talep etmektedirler. Ve ayrıca bu eski devrimci ilişkiler ve egzotik şehit edebiyat anlatımlarıyla saygınlık görmeyi talep etmektedirler. Her ne kadar geleneğin demokratik örgütsel formasyonundan eski ilgiyi geçmişte olduğu gibi yeterince bulamazlarsa da çürüyen politik çevre toplumunun kokuşmuş ve bohemleşmiş ortamından hiç birşey olmamış gibi beslenmeye devam etmektedirler. Avrupada yaşanan tasfiye süreci şu anda ülkede yankısını bulan uluslararası ideolojik tasfiye sürecinden hem çok eskidir hemde kendi dinamikleri içerisinde özgün özellikler göstermektedir. Tabii ki, Gazate Patika’nın düşün işçileri olarak bizim bu olgu ve süreçleri siyaset felsefesinin ve sosyolojinin konusu yapmamız da, proletaryaya karşı duyduğumuz sorumluluktur.

Düzen içinde uyumlu bir yaşam ile devrimci kurumdan yetki devşirmenin mümkün olmadığı bir politik ortam için çalışmak gerekiyor. Bir komünist hareketin mücadele ettiği burjuva düzenine karşı kendi içindede mücadele etmek zorunda olduğunu biliyoruz. Evrende ve toplumda hiç bir saf ve arı alan bulunmadığı için her türlü sapmaya karşı uyanık olma durumu bir yere kadar anlaşılırdır. Bizim gelenek olarak avantajımız, Mao öncesi uluslararası komünist hareketin envanterinde olmayan iki çizgi mücadelesi yoluyla proleter devrimlerin sürdürülmesi gibi yeni bir politik silaha sahip olmamızdır. Bunlar hala bir çok politik hareketin tarihsel deneyimlerini içinde olmayan politik icadlardır. Sosyalist toplumda iki sınıf, iki yol ve iki çizgi arasındaki uzun ve şiddetli bir mücadelenin kaçınılmaz olduğu yönündeki tespitler sadece sınıf mücadelesinin sınırlarını genişletmekle kalmamış, aynı zamanda toplum bilimlerine bir katkı olarak sosyalist toplumun gelişmesini yöneten yasaların keşfedilmesine zemin hazırlamıştır. Böyle bir kapsamlı anlayış, derinlikli kavramlaştırma ve ivedilikli ihtiyaç temelindedir ki ancak Çin’de proletarya diktatörlüğü altında “Büyük Proleter Kültür Devrimi”nin tüm sömürücü sınıflara karşı gelişen büyük bir siyasi devrime dönüşmesi mümkün olmuştur…



Haziran 2024
PSÇPCCP
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Daha Fazla Makale Haberler