Bizimle iletişime geçin

Makale

Post Modern Yapı-Söküm Bağlamında Devrimci Siyasetin Değişen Doğası Üzerine Tezler- 10

Post modernizmden etkilenmiş bir politik tutumun en belirgin özelliklerinin başında, sınıf adına birleşmeye ve birleştirmeye yanaşmamak gelmektedir. Çünkü düşünceyi ve örgütü yüceltilmiş bireysel varlığın ya da sınıfın yerine bazı sosyal kesimlerin bir biçimi olarak gördükleri için parçalara ayırmayı bütünleştirmeye tercih etmektedirler. Devrimci sınıfın ihtiyaç duyduğu genel olana değil, sorunların ortaya çıktığı özel olana olan ilginin nedeni ancak post modern bir ruhsal karmaşayla tarif edilebilinir.

Komünistlerin önderlik yaptığı bir politik örgütlenme modeli karşı tarih oluşturma çabasına rağmen genel toplum formasyonuyla olan sayısız bağı nedeniyle üretim süreçlerindeki ekonomik değişkenliklerden, teknolojik ilerlemelerden ve bu değişimlerin getirdiği üretim ve tüketim ihtiyacına dolayımlanmış ideolojik/ kültürel salınımlardan etkilenmemesi mümkün değildir. Bir politik örgütün varlığını devam ettirebilmesi için içinde bulunduğu toplumsal ilişkileri ve bu ilişkilerin ekonomik süreçlere bağlı olan değişim parametrelerini iyi takip etmesi gerekmektedir.

Sanayi devrimi sonrası örgüt olmanın belirgin olmaya başlayan sınırlarının post modern dönemle birlikte silikleşmeye eğilim göstermesinin nedeni, Bell gibi bilgi toplumu kuramcılarının iddia ettiği gibi; sınıfların eşitlenerek aralarındaki farklılıkların gereksizleştiği kapitalizm ötesi bir topluma varmış olmamız değildir. Geleneksel örgüt entropisindeki yükselişin ya da daha açık bir ifadeyle; sanayi devrimi sonrası mekanik fabrika üretim ilişkilerinden doğan örgütsel formasyon ve politik dilin iş yapma enerjisinin düşük olmasının sebebi sınıf çelişkilerinin artık olmayışı değildir. Bilakis bu örgütsel enerjinin iş yapma kapasitesinin günümüzde düşmüş olmasının asıl sebebi; günümüzde neredeyse etkileri bakımından yerkürenin her köşesine kadar varlığını geliştirerek sürdüren bu sınıf çelişkilerinin değişen niceliksel değerlerinin yeterince tahlilinin yapılmamış olması ve bu gerçekliğin üzerini örten başta burjuvazinin karşı tarih anlayışı olmak üzere post modernizm karmaşasına bulanmış üst yapı kurumlarının etkili bir diyalektik ve tarihsel materyalist çözümlenmesinin ortaya çıkmamış olmasından kaynaklanmaktadır.

 Bilgiyi işlemenin ve sınıfsal mücadelenin ihtiyaçları için kullanışlı hale getirmenin belirleyici olduğu bir çağda siyaset bilimine dair bütün kurucu önermelerin ve dolayısıyla öğrenilmiş alışkanlıkların değişime itimlendiği bir gerçektir. Devrimci politikanın epistemolojik kaynaklarını görmezlikten gelerek devrimci varlığı koruyabilmenin bir başka biçimi henüz ortaya çıkmış değildir. Eğer yeni bir teknoloji yeni bir endüstri kolu ortaya çıkarıyorsa, ya da başka bir ifadeyle; gelişen teknolojiler sayesinde insanların çalışma şekilleri değişiyorsa, aynı şekilde insanların kültürleriyle beraber siyasetle eklemlenme biçimleri de değişiyor olmalıdır. Yalnız post modern tarzda bir zamane değişim kabulünün burjuva hegemonyasına yönelik devrimci bir karşı tarih yapma iddiasından vaz geçmek olduğunu burada belirtmek gerekiyor.

Post modernizmin yapısal zaferini ilan eden politik örgütlenmelerde, saflardaki toplumsal çeşitlilik sınıfsal eğilimleriyle onaylandığı için ortak bir hedefte birleşebilmek mümkün olmamaktadır. Bu nedenle stratejik bir amaç doğrultusunda kolektif üretimin yerini, bireylerin kendilerinden şeylere kattığı anlam yoluyla ürettikleri yapay gerçeklikler almaktadır. Bu durum, post modern kültür ve ruhi şekillenmelerin etkisi altına giren bazı politik aktivistler nezdinde, ayrılık ve birlik sorunlarına bakış açılarını yöneten bir sorunsallık olarak gündeme gelmektedir.

Günümüzde kim bizlere diyebilir, sorun çözme konusunda öğrenilmiş bir örgütsel alışkanlık olarak ayrılık tutumunda post modernizmin izleri yoktur diye? Devrimci toplulukları geçmişte bir arada tutan ortak nihai amaç ortadan kalkmadıkça, dağınık durumdaki sosyalist demokratik kuvvetlerin bir birlik sorunu olduğu nesnel bir gerçekliktir. Geçmişte sosyalist demokrasi mücadelesinin yönetsel formasyonunda ortaya çıkmış olan parçalanmaların, olguları açıklamada imajın ideolojiden önce geldiği post modernist politik ortamı beslediği aşikardır. Aynı şekilde bu durum geçtiğimiz yüzyılda enternasyonal proletaryanın envanterine girmiş olan birçok nesnel üst anlatım tarzı ve pratik tecrübenin, post modern döneme özgü olarak gerçeğin yeniden tarifinde abartılı görecelilik ilkesi nedeniyle gerektiği değeri görmemesi ortamını güçlendiren bir sorunsal olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyalist mücadele güçlerinin politik sahada parçalı durması ya da başka bir ifadeyle işçi sınıfının kolektif mücadele araçlarına dair kamu alanlarının zayıflaması durumu, kapitalizme karşı ideolojik mücadelede bizler açısından büyük bir dezavantaj oluşturduğu açıktır.

Kuşkusuz örgütsel ayrılıkları doğuran maddi koşulların bir benzeri her zaman var olacaktır. Ama ayrılıkların asıl sorumluluğu toplumsal maddi koşulların kendisinden değil, bizzat çelişkiye düşen bütün taraflar açısından bu olumsuz koşulların değiştirilmesi mücadelesini vermek yerine yapay bir nesnellikten üretilmiş ve birbirini dışlayan tarih anlayışlarının politik mücadelede tercih edilmiş olmasından ileri gelmektedir. En azından Kaypakkayacı politik güçler açısından son dönemlerde güzel örnekleri verilen birlikte iş yapmak ve hatta kurumsal birlik noktasında sağlıklı bir gündemin oluşturulmasında yaşanan gecikmelerin en önemli sebeplerinden birisi demin bahsettiğimiz sorunları ele almada yaşanan diyalektik yöntemden uzaklaşmadır.

Sorunu çözmek yerine ayrılık ikileminde tutma yönündeki soyut tarih anlayışının varlığı, sorunların bütün maddi varlığıyla gerçekte hiç olmadığı anlamına gelmemektedir tabi ki. Biz taşıdığımız tarih anlayışıyla şeylere yeniden anlam ve şekil biçtiğimiz için bu tutum tabiatıyla şeylerin birbirleriyle olan ilişki ve çelişkilerini çözümleyen politik ve örgütsel tutumlarımıza da yansımaktadır.

Post modernizmin, sosyalist demokratik güçlerin birlik sorunun önünde engel olan paradigmalara etkisi tespit edilebilinir bir durumdadır. Mesela bir sorunu zamanında yanlış ele alarak örgütsel ayrışmayla sonuçlanmasından sorumlu olan bir tarafın, bir zaman sonra, kendi payına, geçmişteki söz konusu sorun özgülünde ortaya çıkmış olan yanlış bilincini kabul edip düzeltmesinin siyaset biliminde bir karşılığının olması gerekir. Aslında bu durum artık çelişkinin muhtevasının değiştiğini ve doğal olarak bu çelişkiye yönelik örgütsel politikalarımızın da değişmesi gerektiğini bildirmektedir.

Post modernizmden etkilenmiş bir politik tutumun en belirgin özelliklerinin başında, sınıf adına birleşmeye ve birleştirmeye yanaşmamak gelmektedir. Çünkü düşünceyi ve örgütü yüceltilmiş bireysel varlığın ya da sınıfın yerine bazı sosyal kesimlerin bir biçimi olarak gördükleri için parçalara ayırmayı bütünleştirmeye tercih etmektedirler. Devrimci sınıfın ihtiyaç duyduğu genel olana değil, sorunların ortaya çıktığı özel olana olan ilginin nedeni ancak post modern bir ruhsal karmaşayla tarif edilebilinir. Aslında günümüzde bu sorunlar düzleminde anti birlikçi eğilimlerin bizzat kendisi bilginin üretici güçlerin ayrılmaz bir parçası olduğu çağımızda sessizce bir değişikliğe uğrayarak post modern bir muhteva kazanmaktadır. Çünkü post modernizme göre toplumsal yabancılaşma ve parçalanma hali, kaynağı belirsiz olsa da gerçeğin doğal yollardan bizi itimlediği yeni bir değişme halidir. Dolayısıyla post modernistler istikrarlı bir birey, örgüt ve toplum oluşturmak yerine, bahsettiğimiz bu değişime uyum sağlamayı hedefledikleri için büyük anlatılara ve birliklere karşı çıkmaktadırlar.

Post modern örgütsel bilinç; bireyin örgüte tabi olması herhangi bir şeye karşı olması pahasına değil, bilakis birçok şeyden yana olmayı gerektirse de bu gereklilikler arasında asla birliğe yer vermemektedir. Bu anlamda ilkeli birlik yanlısı olmamak, işçi sınıfının kolektif kamusal araçlarını zayıflatmak yoluyla burjuvaziye yönelik karşı tarih oluşturma praksisinde ortaya çıkabilecek olan politik özneleri de silahsızlandırmak anlamına gelecektir. Proleter birey ve toplulukları başarmak için ihtiyaç duydukları birçok araç ve kaynaktan mahrum bırakmak, onları burjuva egemenliğinin küresel hükümdarlığı ve her türden kuşatması altında tek başına bırakmak anlamına da gelmektedir. 

Son…



Şubat 2024
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
26272829 

Daha Fazla Makale Haberler