Bizimle iletişime geçin

Makale

Yaşam Tarzımız

Devrimler yıkıldığında, komünist yaşam tarzları ve komünist partileri neden sürekliliklerini devam ettiremediler ve ciddi bir varlık gösteremediler? Bu, ciddi deneyim eksikliklerine ve işlenen hataların vahametine ve daha bir çok şeye işaret eden, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir sorundur.

Sınıflar, kendilerini sarıp sarmallayan tüm maddi ve manevi şartları, can alıcı karakteristikleriyle ruhlarında taşırlar. Sınıfların olduğu her yerde açık veya gizli, dolaylı veya doğrudan, kanlı veya kansız bir şekilde sınıf mücadelesi vardır. Sınıf mücadelesi sadece ezen ile ezilen sınıflar arasındaki mücadeleyi kapsamaz, aynı zamanda bu sınıfların kendi aralarındaki mücadeleyi de kapsar. Komünistlerin, tarihi bir sınıf mücadeleleri tarihi olarak nitelemeleri de bu gerçeğe dayanır. Hiç kuşku yok ki, ezilen sınıflar ile ezen sınıflar arasındaki mücadele, sınıf mücadelesinin temel ve belirleyici yanını teşkil eder.

Hal böyle olunca, sınıflı toplumlarda sınıf mücadelesinin cereyan etmediği tek bir yaşam alanı yoktur. Tüm yeraltı ve yerüstü, maddi ve manevi varlığıyla komünist partisi, sınıf mücadelesinin cereyan ettiği tüm alanlarda var olmak, oradaki kıpırtılara can vermek, onları örgütlemek, seferber etmek durumundadır. Mevcut yaşamın karşısında komünist bir yaşam tarzı varsa, bu tarz kendi düşünsel zenginliğini ve pratiğini tüm yaşam alanlarına yayma arzusunu kaçınılmaz olarak gösterir. Bu arzu, yaşamın en güzel arzusudur ki özgürlüğe güç verir.

Komünist yaşam yaşam tarzı, sırf iktidar olmak, iktidarı yürütmek için var olan bir tarz değildir; sırf sınıfların, sınıf mücadelesinin varlığına bağlı bir tarz da değildir. O aynı zamanda sınıfsızlığın tarzıdır; sürekli olarak kendini yenileyen, evrensel bir yaşam tarzı, bir varolma tarzıdır. Bu tarz, yerel ve merkezi iktidarların alınması ve yürütülmesi meselesini, toplumun derinlemesine yenilenmesi ve komünist yaşam tarzının yaygınlaşması açısından ele alır; yaşamın dayattığı iktidar gerçekliğinin ve kavramının giderek hem birey, hem de toplum gerçekliğinde gücünü yitirerek tarihe karışmasını önemser. Ezileni ve ezeni ile tüm insanlığa şunu söyler: bireysel ve toplumsal bazda bu tarzı izle. Bu gerçek özgürlüğün tarzıdır.

İster demir kıtalar karşısında, barikatlarda, siperlerde olsun, isterse, fabrikalarda, tarlalarda, sistem sendikalarında, merkezi ve yerel meclislerde, orduda, poliste vb. olsun, komünist yaşam tarzının doğası, bildiğini okur, devingenliğini sürdürür. Yenerek yenilerek, ama her hâlükârda yenilenerek sürdürür yetkinleşmesini.

Bir komünist, halkı kurtarmak için komünist olmaz. Onun felsefesinde kurtarıcılık yoktur. Çünkü özgürlüğün tarzında kurtarıcılık yoktur. Kurtarıcılık, beylik insana, kadim insana, mülk sisteminin insanına, uygarlıklar ve barbarlıklar tarihine özgü bir kavramdır. Böylesi bir insanın maddi ve manevi alemi, kurtarıcılardan ve kurtarılacak olanlardan oluşur. Bu insanın nezdinde birinciler ikincileri kurtarınca herkes kurtulmuş, selamete ermiş, ebedi huzura kavuşmuş olur. Komünist insanda, onun yaşam tarzında, kurtulma, selamete erme, ebedi huzura kavuşma gibi idealist bir düşünce yoktur. Onun düsturu, eskiyi aşma, yenilenme, köhneyi yıkma, yeniyi kurma, daha ileri boyutlarda özgürleşme düsturdur. Bu, tüm canlıların ve doğanın yaşam hakkını ve yaşam tarzını dikkate alan, onlara danışan, kararını onlarla birlikte oluşturan bir düsturdur. Bu düstur, sürekli yenilenen bir düşünce ve duygu, sempati ve empati zenginliğine sahiptir.

İşçidir, çiftçidir, öğretmendir, doktordur, sanat ve kültür adamıdır, askerdir, herhangi bir meslektendir. Ama komünisttir. Komünist bir yaşam tarzına sahiptir. Komünist partisinin üyesidir veya değildir, fark etmiyor. Bu bir yaşam, bir var olma, bir hakikat tarzıdır. Bu tarz, onun alıp verdiği soluğuna, her anına sinmiş bir tarzdır. Onu özgürleştiren mekansız ve zamansız bir tarzdır. Yeteneklerini dinler, seferber eder, düşer, kalkar. Günahları tarafından kuşatılır, var olma-yok olma sorununu fena halde yaşar. Derlenir toparlanır, günahlarını kuşatır, eskisinden daha ileri  bir düzeyde var olur.

Komünist yaşam tarzı, geleceğin muhtemel güçlüklerine karşı bir akış, bir eylemlilik hattı üzerinde sürekli biçim kazanır, geçmiş kültürü pratiği ile birlikte özümler, güç toplar, hazırlanır. Yeni düşünceler, yeni insanlar, yeni yaşam tarzları yaratarak hazırlanır.

Dünya, mülk dünyasıdır. Dünya, sürekli silahlanan devletler, demir kıtalar dünyasıdır. Bu dünyada bu güçler göklerde, yerüstünde ve yeraltındadır; muazzam deneyimler ve olanaklarla  donanmış, durmaksızın kendini tahkim eden, teyakkuz veya savaş halinde olan güçlerdir. Gücünü kendi tarzından, dünya görüşünden, haklılığından, derin devrimci hümanizminden alan komünist yaşam tarzı, böylesi bir dünyanın bu kahhar güçlerine karşı, yaşamın iyi huylu yıkıcı gücüyle donanmaması durumunda, varlığını sürdüremez. Bu onun, öncelikle kendi tarihinin gösterdiği, vaaz ettiği bir durumdur.

Dünyanın ve kendi tarihinin bu yakıcı gerçekliğidir işte komünist yaşam tarzını, son derece zengin mücadele ve örgütlenme biçimleriyle, çalışma tarzları, taktikler ve stratejilerle donatan.

Devrimler yıkıldığında, komünist yaşam tarzları ve komünist partileri neden sürekliliklerini devam ettiremediler ve ciddi bir varlık gösteremediler? Bu, ciddi deneyim eksikliklerine ve işlenen hataların vahametine ve daha bir çok şeye işaret eden, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir sorundur.

Günümüzün ezen dünyası, gayretini artırarak savaş için güç topluyor, savaşa hazırlanıyor. Bu durumda ezilen dünyanın yapması gereken şey nedir? Devrimin öncü gücünü, devrime hazırlamak. Savaş tehditini devrim tehditiyle karşılamak. Komünist partisinin böylesi bir güce erişebilmesi için irili ufaklı bir yığın teorik ve pratik çatışmadan geçerek yetkinleşmesi gerekiyor.

Bunun için çok yönlü bilgiyle donanmak, araştırma  inceleme yapmak, tartışmak, komünistleri geniş kitlelerle ilişki içine sokan, onlarla birleştiren her olanağı kullanmak ve  fırsatların sunduğu gücü anında devşirmek durumundadır. Son yerel seçimler, bu olanağı sundu. İnsanlar, tartışmanın ağırlık merkezini bu olanağın iyi kullanılıp kullanılmadığına kaydıracaklarına, seçime katılan adayların kazanıp kazanmadığı sorununa kaydırdılar. Hatta işi daha ileri götürerek kazanmayan adayların siyasal olarak tükendiklerini iddia ettiler. Bu tartışma, sistem siyasetçilerini anımsatıyor bizlere. Kaybedenlerin kitle çalışmasını gelecek seçime kadar erteleme eğilimine yol açabilecek bir tartışmaya benziyor.

Kitlelerin, mevcut sistemi zor yolu ile devirme eğilimini henüz göstermediği, seçim sisteminin, kitleler nezdinde tarihi misyonunu oynamaya devam ettiği dönemlerde komünistler seçim kampanyalarına katılırlar. Seçilirler veya seçilmezler ama bu kampanyaları, bilinçlendirme ,sistemi teşhir etme ve güç toplama amacıyla kullanırlar. Kapitalizmin bu tür seçimlerle alaşağı edilebileceği hayaline karşı ısrarlı ve sistemli bir propaganda yürütürler. Seçilmeleri durumunda da o yerelde ezilenler lehine yeni ve ciddi çalışmalar yapar, daha geniş kitleleri kucaklama çabası içine girerler.

Komünistler Kadıköy’de alelacele de olsa iyi bir kitle çalışması yürüttüler. Toplantılar düzenleyerek, medyadan yararlanarak Kadıköy’e ilişkin programlarını anlattılar ve kampanya sonucunda 31 bin kişinin komünist adaya destek sunmasına yol açtılar. Bu güzel bir deneyimdir. Bu çabayı sürdürmek, işçi semtlerine yaymak, komünist nüveleri, bu semtlerin fabrika, sendika ve mahallelerinde, zinde kitle örgütlerini doğuracak tarzda seferber etmek. Bunun için komünist yaşam tarzının emrettiği bir başka aracı, kazanılmış hakları sonuna kadar kullanacak ve güç yaratacak bir partiyi kurmak, kitle çalışmalarına, kampanyalara bu partinin çatısı altında katılmak.  



Nisan 2024
PSÇPCCP
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930 

Daha Fazla Makale Haberler