Bizimle iletişime geçin

Makale

SMF’ye Dönük Eleştiri Salvolarına Yanıtlar- 3

SMF, mevcut seçim ittifakları sürecinde hata ve eksikliklerine rağmen taktir edilecek bir siyaset yürütmüş, belli başarılara imza atmıştır. En azından ülkedeki demokratik siyaset cephesinde belirgin bir siyasal aktör olarak yer tutmuş, tutmayı hakkederek başarmıştır.

SMF’yi Savunuyoruz, SMF Biziz!

Yazımızın ilk bölümüne gelen eleştirileri dikkate alarak, ‘‘SMF’yi Savunuyoruz…” başlığı altında anlayış ve yaklaşımımızı özetleyen bir giriş yapmayı ihtiyaç gördük. Giriş bölümünden sonra, SMF’ye dönük eleştiri salvolarında yer alan Yeni Demokrasi Gazetesi’nin yazısını veya yazısındaki ilgili bölümü konu edineceğiz…

SMF’nin kurumsal bir parçası olduğu ideolojik-siyasi geleneğin yürüttüğü demokratik alanla sınırlı mücadele pratiğine karşı belli bir tahammülsüzlüğün geliştiği yönündeki değerlendirmemizi yineliyoruz. Bu ne kibir ne böbürlenme ne kendini beğenmişlik ve ne de demokratik çalışma pratiğini abartmaktır. Bilakis, somut bir pratiği veya özgülde yürütülen siyasetin hakkını teslim ederek, tersten yaklaşan anlayışların objektiflikten kopan yaklaşımlarını deşifre etmek ve özü ideolojik tutuma dayanan dar grupçu yaklaşımların yansımalarına dikkat çekmektir…

Hiç kuşkusuz ki, ilgili değerlendirme ve yaklaşımlarımızda bütün eleştirileri aynı torbaya koyarak tekleştirme anlayışı gayemiz değilken, eleştirileri tümden anlamsızlaştırma ya da boşa düşürme gibi bir kastımız hiç yoktur. Mütevazilik, alçak gönüllülük ve “politik olgunluk” gibi değerler, gerçekler karşısında liberalizmi uygulayarak onların hakkını teslim etmemeyi gerektirmez. Mütevazi olmak ne kadar erdemliyse gerçekleri savunmak da en az o kadar erdemlidir. Temel ölçüt bilimsel tutumdur…

Politik tahammülsüzlük ve çekememezlik biçiminde tarif ettiğimiz ilgili tablo, en geniş medya araçları üzerinden rutin dışı ve olağanın ötesinde sürdürülen eleştiri ve saldırı furyasıyla sabitlenen gerçek bir boyut iken, anılan eleştirilerin sübjektif zorlamalara dayanıyor olması da tahammülsüzlük-çekememezlik biçimindeki tespitimizi teyit eden başka bir gerçektir. Emarelerden yola çıkarak hasıl olan kanaatimiz; yürütülen genel eleştirilerin bir sebebinin SMF’nin temsil ettiği çalışmaların ya da özgüldeki siyasetinin başarılı olduğu, tali durumdaki diğer sebebin ise SMF’nin muhtelif hata ve eksiklikleridir. SMF’den yüksek beklentinin de elbette bir payı vardır. Doğru-yanlış tüm eleştirinin güdüsü bu iki-üç sebebe dayanır. Yazımızın konusu itibarıyla dikkat çekmek istediğimiz eğilim ise, yukarıda işaret ettiğimiz dar grupçu anlayışın bir yansıması ve politik darlığın bir görüngüsü olarak gündeme gelen saldırı türünü de içeren eleştiri biçimidir…

SMF, mevcut seçim ittifakları sürecinde hata ve eksikliklerine rağmen taktir edilecek bir siyaset yürütmüş, belli başarılara imza atmıştır. En azından ülkedeki demokratik siyaset cephesinde belirgin bir siyasal aktör olarak yer tutmuş, tutmayı hakkederek başarmıştır. Tarihinde yaşamadığı kadar en geniş kamuoyunda tanınma, haber olma, gündeme girme ve tartışılma pozisyonu edinmiştir. Ulusal ölçekli burjuva sayılı medya kurumlarında ilgiyle izlenme gerçekligini abartmamak doğru olmasa da, bu gerçekligi silikleştirip yok saymak da yanlıştır. Dolayısıyla bu gerçekliği görmemek tek yanlılıkla gözlerini kapamak değilse, kasıtlı olarak bu başarıyı gözden kaçırma, gölgeleme tutumudur…

Söz konusu genel başarı SMF’nin kurumsal çalışması veya kendi iç çalışması bakımından tartışmasızdır; hata ve eksikliklerine karşın bu başarıyı teslim etmek gerekli olduğu kadar, doğrudur da. Dışarıdan bu başarının teslim edilip edilmemesi ayrı bir konudur; dışımızdaki devrimci hareket açısından bu başarı tartışmalı veya göreceli olabilir. Ancak, SMF’nin örgütlü yelpazesi tarafından bu başarının görülmesi, objektif yaklaşımdan önce bir moral-motivasyon sorunu olarak son derece önemlidir. Başarılarını görmeyen bir yaklaşım ve bunların hakkını vermeyen bir tutum gelişme motivasyonunu koruyamaz. Kendi kazanım ve başarılarımızı büyütme yerine, niyetten bağımsız da olsa bu başarı ve kazanımları zayıflatıp baltalama gerçekliği, birçok soruna bağlı olarak gündeme gelmekle birlikte, esasta başarılarımızı yeterince sahiplenmeme ve onları motivasyon unsuru haline getirerek gelişme dinamiğine dönüştürmeme tutumundan beslenmektedir. Hep eleştiri, sürekli eleştiri, hep olumsuzlama ve tersinden hiç olumlamama, hiç başarı görmeme alışkanlığıyla tekerrür eden tavır, pesimist yaklaşım olarak geriye çekendir; moral-motivasyonu sürekli kemirendir. Oysa doğru tarih bilinci, olumluluk ve olumsuzluklarıyla tüm tarihi savunmak ve sorumluluklarını almaktır. Tarih bunun dışında savunulamaz; tek yanlı bir tarih yoktur ve tarihin tek yanlı/salt olumluluklarıyla savunulması çarpık tarih bilincidir. Hata ve eksikliklerini göz ardı etmeden ve onlarla birlikte SMF’yi tereddütsüz biçimde savunuyoruz…

Bin bir zorluk ve emekle çalışma yürüten SMF’nin en geniş demokratik-devrimci cepheden yürütülen haklı-haksız eleştiri ve hatta sınırları zorlayan ağır saldırılara paralel olarak ve bunlar yetmiyormuş gibi bir de kurumsal örgütlülüğü tarafından yani öz dinamikleri tarafından taktir edilmemesi veya başarılarının yeterince sahiplenilmemesi durumu, negatif bir tutumdur. Oysa, SMF’yi hata ve eksiklikleriyle birlikte en iyi anlaması gereken onun bu dinamiği, örgütlü yelpazesidir. Kısacası, SMF, kendi örgütlü veya en geniş tabanı tarafından sahiplenici yaklaşımla motive edilmeyi fazlasıyla hakketmektedir; bunun siyaseten dikkate alınması elzemdir…

SMF’nin ciddi hata ve eksikliklerini varsayarak bunları söylüyoruz; bilerek-bilinçli olarak söylüyoruz! Ciddi hataların olması genel başarıyı gölgelemez. SMF çalışmasını veya başarısını kesinlikle devrimle kıyaslamıyoruz. Fakat SMF de bir mücadele yürütmektedir ve bu mücadele faşist iktidar başta olmak üzere gerici sınıf güçlerinin engelleri ve baskılarıyla tanışmakta, zorluklar altında yürütülmektedir. Dolayısıyla, bu mücadele süreci de olumluluk ve olumsuzluklarıyla, başarı ve başarısızlıklarıyla bir bütünlük içinde olgulaşmaktadır. Başarısızlık ve hatalarını münakaşa etmek ayrı bir iş, başarı ve olumluluklarını teslim etmek de ayrı bir iştir. Biz, egemen olan ve devrimci moral-motivasyonu yükseltecek yanla meşgulüz. Bu hata ve eksiklikleri görmeme anlamına gelmez ama neyin öne çıkarılması gerektiği konusunda bir anlam taşır…

Tam da bu zeminde, SMF’nin başarılarını yürüttüğü siyasetteki başarıyı ve gelişimini hakkaniyetli yaklaşımla tespit etmek önem arz eder. Aynı zeminde SMF’ye yönelik gelişen eleştiri ve saldırıları anlamak da bir o kadar önemlidir. Ulusal hareketin en ağır yaftalama ve ithamlarla dolaylı dolaysız yürüttüğü saldırılar ve teşhir politikası alenen ortadadır. SMF’nin özellikle Dersim’de belirgin bir güç olması ve orada kökleri üzerinde gelişip güçlenme gerçekliği Ulusal Hareket tarafından asla hazmedilmemektedir. İdeolojik-politik saiklere dayanan ve yabancısı olmadığımız bu yaklaşım ve tahammülsüzlük tavrı seçimler sürecinde canlanarak taban yapmaktadır. SMF’nin Dersim’de halklaşan gerçekliği ulusal hareket cephesinde tam bir çekememezlik biçiminde yansımaktadır. Ulusal hareketin burjuva sınıf ve ideolojik dokusuna bağlı olarak, Kürdistan coğrafyasındaki sınıf hareketlerini “misafir” olarak görmesi, SMF’ye karşı sergilediği tahammülsüzlük ve çekememezliğinin temel nedenidir. SMF’ye karşı kabul edilemez saldırı, karalama ve teşhir kampanyaları oldukça ağır bir külfeti oluşturur. Ulusal hareket açısından SMF’nin burada zayıflatılarak adeta silinmesi merkezi bir politikadır, biz bunu anlıyoruz

Basın araçları üzerinden geliştirilen ağır saldırı, karalama, suçlama, dedikodu, yıpratma ve düşmanla aynılaştırma ağırlığında teşhir etme kampanyaları bu zeminde yürütülmektedir. Öyle ki, Dersim belediye başkanlığı noktasında SMF’nin olumlu yaklaşımına karşın, DEM Parti buradaki ittifakı baltalamaktan ve SMF’yi ezme siyasetinden geri durmamaktadır. Daha başkanlığı netleşmeden ve seçimlerde kazanıp kazanmayacağı da belli değilken DEM Parti adaylarından birinin kendi hedefini ve seçim vaadini SMF Dersim belediye başkanından hesap sorma üzerine kurması bunun en açık örneğini tanımlar. Kimin nasıl hesap soracağı ise ayrı bir konudur ancak Ulusal hareket ve güçlerinin tavrı tartışmaya yer bırakmayacak açıklıkta SMF karşıtlığında biçimlenmektedir. Bunların altındaki temel sebeplerden biri SMF’nin özellikle Dersim’deki gelişmesidir! İşte politik çekememezliğin en özgün örneği budur.

SMF’nin çok abartılı ve muazzam bir güce sahip olduğu iddiasında değiliz. Hatasız olduğu gibi bir sava da sahip değiliz. Ancak, bütün zayıflıklarına karşın SMF’nin konjönktürel siyasette veya seçim ittifaklarında esasta başarılı bir siyaset yürüttüğünü ve bu siyaseti nedeniyle birçok kesimin rahatsızlık duyduğu gelen eleştirilerle birlikte, eleştiri adına yapılan saldırılarda da açıkça görülmektedir. Tekrar edelim ki, yürütülen eleştirilerin hepsi aynı torbaya konulamaz. Düzeyli, politik olgunlukta ve ideolojik zeminde yürütülen eleştiriler mevcuttur. Bunları diğer yıkıcı eleştiri, teşhir ve saldırı niteliğindeki tutumlardan ayrı ele almaktayız. Dolayısıyla teşhir, saldırı, karalama ve yıkıcılığa dayalı gelişen salvolara verdiğimiz yanıtlar pek tabii ki bu ideolojik eleştirileri hedeflememektedir. Elbette ideolojik zeminde yürütülen ve söz konusu teşhir-saldırı maiyetle eleştirilerden ayrışan ve ayrıştırdığımız eleştirilerin kiminde de politik çekememezlik emareleri belirmektedir

Devam edecek…



Nisan 2024
PSÇPCCP
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930 

Daha Fazla Makale Haberler