Bizimle iletişime geçin

Kadın

‘Şiddet ve tahakküm biçimlerine karşı isyanımız var isyanımız ile değiştireceğiz’

Kadına yönelik erkek şiddetinin arttığına dikkati çeken kadın örgütleri, “Devlet ve erkek şiddetine karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz. Şiddet ve tahakküm biçimlerine karşı isyanımız var. İsyanımız ile değiştireceğiz. Biz kadınlar hayatlarımızı sarmalayan bu faşist düzene karşı, emperyalizmde karşı sokaklarda olmaya devam edeceğiz. Evde, yurtta, iş yerlerinde, sokakta her yerde yaşamak için tüm kadınları sokağa çağırıyoruz” dediler.

Bugün 25 Kasım 23 Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Türkiye’de kadına yönelik erkek-devlet şiddeti her yıl artıyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) verilerine göre 2008 yılında 66, 2009 yılında 125, 2010 yılında 203, 2011 yılında 130, 2012 yılında 147, 2013 yılında 232, 2014 yılında 290, 2015 yılında 294, 2016 yılında 292, 2017 yılında 351, 2018 yılında 407, 2019 yılında 424, 2020 yılında 414, 2021 yılında 425, 2022 yılında 405, 2023 yılının 10 ayında ise 345 kadın katledildi. 2008-2023 yıllarında toplamda 4.550 kadın katledildi.

Erkek egemen devlet şiddetine ve kadın katliamlarına karşı tarihten bugüne direnen kadınlar, özgürlük ve eşitlik için sokakları doldurmaya devam ediyor. Kadınlar, 25 Kasım’da erkek şiddetine karşı 25 Kasım Kadın Platformu’nun çağrısı ile İstanbul Mecidiyeköy Meydanı’nda saat 16:00’da bir araya gelecek. 25 Kasım 23 Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde kadına yönelik erkek şiddetini ve bu erkek şiddetine karşı kadın mücadelesini kadın örgütleri ile konuştuk.

‘Kadınları koruyan yasalar uygulanmıyor’

Kadına yönelik erkek şiddetinin her geçen gün arttığını söyleyen Emekçi Kadınlar (EKA) üyesi Delal Erol, kadınları koruyan yasaların uygulanmadığını belirti. Erol, “Kadınlar boşanmak isterken katledildi. Yolda yürürken katledildi. Özgür yaşamak isterken katledildi. Yaşadığımız bu toplumda erkek şiddetinin devlet şiddeti ile çok iç içe olduğunu da görüyoruz çünkü devlet aslında hem kadını koruyan yasaları ihlal ederek, hem özgürlük mücadelesi veren devrimci kadınları baskı altına alarak kadın katliamlarının önünü açıyor. Aynı zamanda da bir yanıyla da katillere cesaret veriyor. Devlet bu katilleri yaratan sistemi beslemeye devam ediyor. Bugün siyasal iktidar kadınların yaşamlarını dinci faşist politikalar ile baskı altına almaya çalışıyor. Kadın katillerini ‘iyi halli’ diyerek serbest bırakıyor. Çocuk istismarcılarına ‘af’ ile cezaevlerinden salıyor. Kadınları koruyan yasalar uygulanmıyor” dedi.

‘Ekonomik kriz ve ekonomik şiddet en çok kadınları etkiliyor’

Derinleşen ekonomik krizin kadınları daha çok etkilediğini belirten Erol, “Çok derin bir ekonomik kriz ve yoksulluğun içerisinden geçiyoruz. Şiddetin en önemli boyutlarından birisi kadınlar için ekonomik şiddet boyutu. Pandemi gibi bir süreçten çok yeni çıktık. Hala etkileri devam ediyor. Bu sürçte görüldü ki ilk işten çıkarılan kadınlar oldular. Güvencesiz çalışma koşullarına maruz bırakılan yine kadınlar oldular. Yeniden üretim, çocukların bakımı, temizlik, yemek gibi tüm işleri de kadınlar sırtlandı. Deprem bölgesinde akmayan suyun faturasını kadınlar ödedi. Gelmeyen elektriğin faturasını kadınlar ödedi. Bugün hala Türkiye’nin pek çok yerinde kadınlar bu yıkımla yüz yüze gelerek ayakta kalmaya çalışıyor. Ekonomik bağımsızlığı sağlayamadığımız için 3 kuruşluk nafakalara mecbur bırakıyorlar. Siyasal iktidar, şiddeti gördüğümüz evlerde bizi yaşamaya mecbur bırakmaya ve boşanma davalarını açmaya cesaret veremediğimiz evliliklere ailelere hapsetmeye çalışıyor” diye konuştu.

‘Emperyalist sisteme karşı işgale şiddet politikalarına karşı isyanımız var’

Emperyalizme karşı, kadına yönelik erkek şiddetine karşı kadınların mücadeleden vazgeçmeyeceklerine dikkati çeken Erol, “Bu sene emekçi kadınlar olarak savaşa, şiddete, işgale   isyanımız var diyoruz. Biliyoruz bugün işgal Gazze topraklarında çoğunluğu kadın ve çocuklar olan insanları Filistin halkını Siyonist İsrail tarafından bombalanıyor. İşgal ediliyor. Bu işgal politikasının aynı şiddet biçimi Türkiye’de de uygulanıyor. Muhalif olan, devrimci mücadele veren kadınları cezaevlerine kapatarak, görüş haklarını engelleyerek yaşamlarını baskı politikaları uygulayan emperyalist faşist sistemin kendisidir. Bugün kadın özneler olarak emperyalizme karşı mücadeleyi birlikte yürütüyoruz. Birlikte yaşamın her alanında sokakta mücadele veriyoruz. 25 Kasım’da bu şiddet ve tahakküm biçimlerine karşı isyanımız var. İsyanla değiştireceğiz. Biz kadılar hayatlarımızı sarmalayan bu faşist düzene karşı yaşamın her yerinde özgürlüğümüzü istiyoruz diyerek sokakta etkin bir mücadele vermekten geri adım atmayacağız. 25 Kasım Kadın Platformu’nun çağrısı ile bugün Mecidiyeköy’de gerçekleşecek buluşmaya davet ediyoruz. Özgürlüğümüz ellerimizde. Bu faşist düzene bu emperyalist sisteme karşı işgale şiddet politikalarına karşı isyanımız var” diye belirtti.

Kadınların mücadele alanları yok edilmeye çalışılıyor

Yeni Demokrat Kadın’dan Sinem Özkan, devletin kadına yönelik erkek şiddetini arttırdığını belirtti. Özkan, “Kadına yönelik şiddet çok yünlü ve her geçen gün artıyor. Şiddet yaşamın her alnında her yerden gelebiliyor. Ekonomik, psikolojik ve fiziksel şiddetin türlü biçimleri ile kadınlar yaşamlarının her alanında karşı karşıya kalıyor. Şiddetin her halinin doğrudan erkek egemen devlet tarafından örgütlendiğini söyleyebiliriz. Birincisi devlet uygulamaları, yasaları ve diğer bütün olanakları ile kadınların ikincil konumunu derinleştirmeyi hedefliyor. Bunun için şiddeti de derinleştiriyorlar. Şiddet evde, sokakta, işyerinde kadınların karşısına çıkabiliyor. Bunun yanında kadın cinayetleri her geçen gün artıyor. Bu konuda erkeklere çok ciddi düzeyde cezasızlık uygulandığı için bu oranlar her gün artıyor. Kadınların şiddetle mücadele alanları bizzat devlet tarafından yok edilmeye çalışılıyor. Şiddeti önleyici bütün kazanılmış haklara devlet göz dikmiş durumda. Yani erkek, devlet ve yargı arasında büyük bir iş birliği var. Bu iş birliği ile kadınlar büyük bir şiddet sarmalının içine çekilerek, burada susturulmaya sindirilmeye çalışılıyor” dedi.

Kadın haklarına ve kadın kazanımlarına göz dikildi

Özkan, AKP’nin kadın haklarına ve kadınların yıllarca mücadele ederek kazanılmış haklarına göz dikildiğini söyledi. Özkan, “Sadece basına yansıyan örneklere bile bakarak kadın ve çocukların en fazla yaşadığı sorunların şiddet merkezli olduğunu söyleyebiliriz. Fiziksel ve cinsel şiddet en can yakıcı boyutta olan biçimler. Çocuk istismarı, taciz, tecavüz sistematik biçimde yaşanıyor. Erkek devlet eli ile önü her geçen gün biraz daha açılan şiddet kadın ve çocukların yaşamını tehdit ediyor. AKP iktidarı boyunca kadınlar cephesinden pek çok şey yaşandı. Kazanılmış birçok hakka AKP parça parça göz dikti. Ancak bunların başında AKP’nin en temel rahatsızlığının yükselen ve yayılan kadın mücadelesi, kadınların örgütlenme eğiliminin giderek güçlenmesi diyebiliriz. Tam olarak bunun önüne geçmek için organize oluyor AKP. Kadınların hakları, özgürlüğü için geliştirdikleri mücadelenin önüne geçmek için kadınları dört duvar arasına çıkıştırmaya çalışıyorlar. Kadınları evlerde şiddete, sömürüye karşı sessiz, yalnız ve çaresiz kılmak için uğraşıyorlar. Bunun yansıması olarak. Bu yirmi yıl boyunca kürtaj hakkından, boşanma hakkına, nafaka hakkına, İstanbul Sözleşmesi’ne varana kadar birçok kazanılmış hakkı gasp etmeye odaklandı” diye ifade etti.

Cezasızlık politikası hakim

Kadın katliamlarında yargının cezasızlık politikası uyguladığını vurgulayan Özkan, “İyi hal indirimleri çok fazla artmış durumda. Yukarda da belirttiğim gibi bu konuda devletin ciddi bir iş birliği var. Erkekler sudan sebeplerle indirim alabiliyor. Öyle ki yargılama süreci şiddet uygulayan erkeği ödüllendirme sürecine dönüşmüş durumda. Buna eşlik eden biçimde sürekli af adı altında devlet kadın düşmanlarını, çocuk istismarcılarını sokağa salıyor. Böyle birçok örnek var. Kadın düşmanı erkekler hapishaneden salındıktan sonra kadınları öldürüyor. Devletin bu konuda tutumu çok açık biçimde şiddetin önünü açıyor derinleştiriyor” diye konuştu.

Cezasızlığın önlenmesi gerekiyor

Kadına yönelik şiddetin önlenebilmesi için yapılması gerekenlere dikkati çeken Özkan, erkek egemenliğine karşı mücadelenin öneminin altını çizdi. Özkan, “İlk olarak cezasızlığın önlenmesi gerekiyor. Çünkü bu cezasızlık hali bariz biçimde şiddet uygulayan erkekleri teşvik ediyor. Şiddet karşısında devletin uyguladığı hiçbir yaptırımın olmaması en büyük sorun, öncelikle bunu değiştirmek gerekiyor. Elbette erkek egemen devletin tutumu bir anda topyekun değişmeyecek. Buna bakmaksızın mücadele etmek gerekiyor. Daraltılmaya çalışılan mücadele alan ve araçlarımızın gelişmesi, güçlenmesi ve kadınlar bakımından ulaşılabilir olması için çabalamalıyız. Biz kadınların hapsedilmeye çalışıldığı bu şiddet sarmalını kabul etmiyoruz. Kadınlar dünyanın dört bir yanında tüm bunlara rağmen direniş ve mücadeleleri ile erkek egemenliğinin karşısına çıkıyor. Bizde esas olarak bundan güç alıyoruz. Çok güçlü görünen erkek iktidarların kadınların direnişleri karşısında çaresizleştiğini, kaybettiğini birçok örnekten biliyoruz. Birlikte bu örnekleri güçlendirip, çoğaltabiliriz. Erkek egemen iktidar kadınlara şiddet sınırlarına hapsedilmiş bir yaşam dayatıyor, hayır bunu kabul etmiyoruz. ‘Hayatlarımız pamuk ipliğine değil, mücadelemize bağlı’ diyerek 25 Kasım’da eylemde olacağız. Bütün kadınları bu sesi büyütmeye çağırıyoruz” dedi.

Şüpheli kadın ölümleri arttı

Özgür Genç Kadın’dan Hivda Selen, şüpheli kadın ölümlerine dikkati çekti. Erkeklerin yargıdan ve devletten güç alarak kadın katliamlarının gerçekleştiğini söyleyen Selen, “Kadına yönelik şiddet taciz tecavüz gün geçtikçe artıyor. Her gün en az bu topraklarda 5 kadının katledildiğini biliyoruz. Bunlar gün geçtikçe daha da gündem oluyor. Çünkü kadınlar artık susmuyor. Kadınların ne yaşadığını göstermeye çalışıyoruz. Devlet erkek egemen ve Türkiye’de faşizm var. Dolayısıyla faşizm kadın düşmanı politikalar izliyor. Kadın katillerinin adliyelerin ön kapılarından girip arka kapılarından çıktığı, infazların hızlıca dışarı serbest bırakıldıkları tablo var. Bugün şüpheli kadın ölümleri çok arttı. Haberlerde genç kadın camdan düştü intihar etti diyor ama biz Şule Çet cinayetinden bunun bir intihar olmadığını cinayet olduğunu gördük. Erkekler devletten yargıdan güç alıyor” diye konuştu.

‘Tüm kadınları mücadele etmeye çağırıyoruz’

Devlet ve erkek şiddetine karşı sokaklarda olmaya ve mücadele etmeye devam edeceklerini söyleyen Selen, “Biz ÖGK olarak her yıl 25 Kasım’ı örgütlemeye çalışıyoruz. Bu sene özel olarak bugün kadın yurtlarında, ışıksız yollarda, kadınların tacize uğradığı herkes çok rahat yurda girebilirken kadınların giriş çıkış saatlerinin denetlendiği bir tablo var. Gençler intihar ediyor. Gençlerin intihar ettiği bu tabloda genç kadınlarda var. Tüm bunlara karşı kadınları mücadeleye çağırıyoruz. Kadınlar olarak, devlet şiddetini ne kadar artırırsa artırsın sokaklarda olmaya devam edeceğiz. Evde, yurtta, sokakta, her yerde yaşamak için tüm kadınları sokağa çağırıyoruz” dedi.



Şubat 2024
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
26272829 

Daha Fazla Kadın Haberler