Bizimle iletişime geçin

Makale

Seyduna Şayda yazdı | “Çocuğum Nerede”

1 Eylül Dünya Barış Günü yaklaştı. Tüm dünyada “SAVAŞA KARŞI BARIŞ” sloganları atılacak hep bir ağızdan farklı dillerde. Bugün de hep bir ağızdan “KAYIPLAR BULUNSUN FAİLLER YARGILANSIN!” diyelim. Cumartesi Annelerinin/İnsanlarının talebi hepimizin ortak talebidir ve annelerin beyaz leçeği gerçekleşmediği sürece yerde kalacak.

30 Ağustos yazınca şüphesiz ki aklımıza düşen ilk bilgi ortaktır. Azınlıkta olan bir toplam içinse bu tarih zaferi değil devlet ve kontrgerilla tarafından kaybedilen; evlatları, eşleri, kadınları, babaları, işçileri, devrimcileri anımsatır ve yıllardır kaybedilen binlerin akıbetinin ne olduğunu sormayı.  Plaza De Mayo’da, Galatasaray’da direnen annelerin farklı dillerdeki aynı haykırışını.

Takvim 13 Nisan 1977’i gösterdiğinde Casa Rosada’nın karşısındaki Plaza De Mayo Meydanı’nda 14 kadın bir ağızdan çığlıklarını birleştirdi. “Çocuğum Nerede!” “Aparicion con vida de los desaparecidos”. Hükümetin cevabı ise tanıdıktı “Teröristiler”.

1977’de verilen bu yazıt geçen onca yıla rağmen totaliter/faşist rejimlerde güncelliğini korumaya devam etmektedir. Ancak tüm zulüm koşullarına rağmen bu rejimlere karşı direnenler de mücadeleye devam etmektedir. Hangi ulustan olursa olsun iktidarların zulmüne karşı, işçiler, emekçiler, öğrenciler, kadınlar, komünistler, Kürtler… direnmeye devam etmektedir. 

Tarihsel olarak kayıplara karşı Latin Amerika’da anneler örgütlü bir direniş sergileyerek dünyada simgeleşmiştir. Arjantinli anneler rejimin baskılarına, işkence ve gözaltı uygulamalarına rağmen hesap sormaya “Asla Unutma Asla Bağışlama!” demeye devam etmişlerdir.  1981 yılında Kosta Rika’da kurulan Latin Amerika Kayıp Aileleri Dernekleri Federasyonu’nun ilanı sonrasında BM’de kabulü ile 30 Ağustos Dünya Kayıplar Günü olarak kabul edilmiştir. Arjantin’in faşist Rejiminin yıkılmasından sonra hazırlanan “Bir Daha Asla” raporuna göre 30 bin kişi gözaltında kaybedilmiştir. İşçiler, öğrenciler ve öğretmenler… Bir neslin devrimcileri böylece katledilmiş ancak direniş sürmüştür.

Arjantinli annelerin türküleri bu topraklara geldiğinde ağıtlara, zılgıtlara dönüştü. 1981’de Latin Amerika’da değişim başlarken bizim hiç de yabancısı olmadığımız işkence günleri yeniden topuyla tüfeğiyle baş gösteriyordu. 12 Eylül Cuntası, devrimcileri, öğrencileri, kadınları, Kürtleri, Alevileri sokakta öldürmeye, gözaltına almaya, işkence etmeye çoktan başlamıştı. Bunun yanı sıra dili, kültürü, giyimi yasaklayarak hızlı bir asimilasyon politikası uygulayıp bir kimliği yok saymaya devam etti öncülleri gibi. 1990’lara gelindiğinde ise TV dizilerindekinden uzak bir yaşam vardı yine sömürülen sınıfın içinde, Kürdistan coğrafyasında.

Beyaz Toroslarla simgeleşen bu dönem sabah baskınında ya da gündüz vakti sokak ortasında birçok insanı gözaltında kaybettirdi. OHAL ilan edip köyleri yaktı, yıktı, boşalttı, dağdaki meşe ağacını insansızlaştırdı. Özellikle 1994’te gözaltında kaybedilenleri sayısı giderek arttı. 1995’ te dünyada yine simgeleşen bir eylem başladı. Galatasaray Meydanı’nda Cumartesi Anneleri’nin eylemi. Anaların direnişi içerde ve dışarda yankı uyandırdı.  21 Mart 1995’te Hasan Ocak Gözaltına alındı, 5 gün sonra ölü bedeni bir ormanda bulundu. Soruldu “çocuğuma ne oldu?” Cevap yok, cevap cop ve yasaklar oldu. Winde! 

Kenan Bilgin, Nazım Gülmez, Mehmet Özdemir, Murat Yıldız, Fehmi Tosun… Anneler sormaya devam etti. Devlette her zamanki inkârcı politikasıyla “bizde yok” demeye.  Eylemlerin 170. haftasında Cumartesi Annelerini/İnsanlarını gözaltına almaya başladı devlet. 200. Hafta da ara vermek zorunda kaldı analar. Zamanla tekrar başlayan eylemlere 25 Ağustos 2018 tarihinde Süleyman Soylu tarafından tekrar yasak geldi. Ancak zulme rağmen ne Cumartesi Anneleri “ÇOCUKLARIMIZ NEREDE” demekten vaz geçti ne de Galatasaray Meydan’ı boş kaldı ve bugüne kadar İHD’ye 543 başvuru yapıldı. 543 kayıp insan… 

1 Eylül Dünya Barış Günü yaklaştı. Tüm dünyada “SAVAŞA KARŞI BARIŞ” sloganları atılacak hep bir ağızdan farklı dillerde. Bugün de hep bir ağızdan “KAYIPLAR BULUNSUN FAİLLER YARGILANSIN!” diyelim. Cumartesi Annelerinin/İnsanlarının talebi hepimizin ortak talebidir ve annelerin beyaz leçeği gerçekleşmediği sürece yerde kalacak.



Daha Fazla Makale Haberler