Bizimle iletişime geçin

Perspektif

Faşist İktidarın Saldırı Furyasına Karşı Direniş Çizgisi Güçlendirilmelidir

Demokratik, devrimci güçler her faşist terör dalgasında geri çekilerek meydanı faşist gericiliğe bırakamazlar. Gerekli hallerde kendilerini-güçlerini koruma siyasetinden asla sakınmamalıdırlar fakat bu meydanı faşizme bırakma anlamına gelmez ve bu biçimde uygulanmaz. Gerekli koruma ve güvenlik önlemlerine paralel olarak, kitle mücadelesi ve kitlesel hareketi geliştirerek faşizmin karşısına çıkmayı ihmal etmemek gerekmektedir. Faşizme karşı etkili mücadelenin bugünkü biçimi kitlesel direniş ve hareketlerin geliştirilmesidir… 

Devlet, emperyalizme bağımlı komprador (bugün komprador tekelci) nitelikte olup, bu niteliğinin ürünü olarak faşist karakter taşımaktadır. Başından beri faşist olan devlet, kâh yarı-faşizm, kâh açık faşizm altında sürekli faşizm uygulamakta, sürekli faşizmle yönetilmektedir. Tekçi, şoven, ırkçı-faşist paradigmalar devletin faşist karakterini açık eden kurucu öğeleridir. Faşizm başından itibaren işbaşındadır. O halde devlet, faşizmi bugün yeni uygulamıyor; ekonomik-siyasi ve sınıfsal karakterine bağlı olarak başından beri başvurduğu ve sürekli uyguladığı yönetim biçimidir. Sadece yönetim biçimi olarak değil, özü faşisttir ya da yalnızca yönetim biçiminde değil, özünde faşisttir…

Devletin faşist olması, beraberinde faşizmi uygulayan bir iktidarın varlığını gerektirir ki, faşizm iktidar uygulamasıyla tamamlanır. Faşizmin devletin yönetim biçimi olması, iktidarın faşizmi uygulaması anlamına gelir; yöneten ve uygulayan iktidardır. Devlet ile siyasi iktidar/hükümet bir ve aynı şeyler değildir; bu doğru. Lakin, birbirine karşı ve birbirinden tamamen farklı siyasi mekanizma ve olgular da değildirler; devlet iktidarsız ve yönetimsiz olamaz, yönetim-hükümet de devletsiz olamaz. Devlet, kendisine uygun bir iktidar ve yönetim ister, tesis eder. Dolayısıyla devlet ile siyasi iktidar/hükümet nüanslar taşımakla birlikte, aynı zamanda bağdaşık olgulardır da. Rasyonel olarak ikisi birbirini tamamlayan, koşullayan ve birbirine ihtiyaç duyan mekanizmalar ya da örgüt ve kurumsal örgütlemelerdir.

Devlet, bir baskı örgütüdür. Bu baskı örgütü aynı zamanda kendisini kendi kurumları üzerinden örgütler. Ve bunlar üzerinden nüfuz eder, hükmeder, baskı uygular, yönetir, sömürür ve somut biçim ya da somut güce dönüşür; baskı ve gücünü bu kurumlar üzerinden uygulayıp gösterir. Yargı-yasama-yürütme organları devletin temel örgütlenme biçimi iken, bunlar siyasi olarak ya da somutta; hükümet, parlamento, ordu, polis, istihbarat, mahkeme, hapishane gibi diğer kurum ve örgütlenmelerde karşılık bulurlar. Devlet bu örgütlenme ve kurumlarla görünür olur ve işlevini yürütür. Faşizm de başta yöneten veya uygulayıcı yürütme olan hükümet/siyasi iktidar ve icracı diğer kurumları olmak üzere, bütün bu örgütlenmeleri üzerinden ve eliyle uygulanır…

Faşizm de diğer formasyonlar gibi, tek düze, monoton, rutin ve mekanik bir süreç değildir; maskeli- maskesiz, inip-çıkan, dalgalanıp kabaran, hortlayıp azgınlaşan, bazen geri çekilen, bazen tırmanan, kitle kabarışları karşısında sus payı veren veya bir parmak bal çalan, yüzünü reform safsatalarıyla gizleyip demokrasi ve özgürlükler demagojisine sığınan bir sınıfsal siyasadır. Ve bütün bu değişkenleri iktidar egemenliği, sömürü saltanatı ve gerici çıkarlarına bağlı ihtiyaçları uğruna sergiler. Talan ve sömürü saltanatı tehlikeye girdiğinde, ekonomik-siyasi ve yönetmekte sıkıştığında, kitle hareketi kabarıp yükseldiğinde, dengeler aleyhine döndüğünde ya da kitleleri manipüle edip yedeklemek istediğinde havuç-sopa politikası güder; bir taraftan sahtekarca demokrasi ve özgürlüklerden bahseder, diğer taraftan en koyu baskı ve faşizmi uygular. Gerek gördüğünde faşizmi seçimler demokrasisiyle vb. maskeler, gerek duyduğunda ise anayasası da dahil her şeyi bir kenara fırlatıp atarak açık faşizme başvurmaktan geri durmaz…

Özcesi, devlet başından beri faşist olup sürekli faşizm uygulasa da faşizmi somut olarak uygulayan, devletin bir yansıması veya kurumsal parçası, bir aracı olan siyasi iktidar ya da hükümettir. Bugünkü haliyle, Erdoğan sultası olarak biçimlenen komprador tekelci burjuva klik iktidarı durumundaki AKP/MHP iktidarıdır… Faşizm uygulamasında, faşizmin tırmanıp pervasızlaşmasında, en ağır katliam ve saldırganlıklar gerçekleştirmede bu iktidar nam salmış kanlı bir sulta durumundadır…

Bugün, bir kez daha Erdoğan-AKP/MHP sultası altında faşizmin tipik baskılarla hortlayıp kabardığına tanık olmaktayız. Bu faşist tırmanış sebepsiz değildir. Bilakis siyasi iktidar hesapları ve iktidarın sağlamlaştırılması gibi siyasal nedenleri vardır. Kısacası, yerel seçimler yaklaşmakta ve Erdoğan, iktidarını bu seçimlerde tahkim ederek pekiştirmeyi hedeflemekte, sulta saltanatını sağlama almak istemektedir. Bu vesileyle faşist baskı ve terörünü fütursuzca tırmandırmakta, açık faşist saldırganlıkla tam bir “demir pençe” yönetimi sergilemektedir. Yani yerel seçimlerin kazanılması için koyu faşist baskılar tırmandırılmakta, tam bir hukuk tanımazlıkla azgın bir terör estirilmektedir. Uygulanan açık faşizmin ta kendisidir… Sergilenen açık faşizmi gösteren kanıtlar esasta basın ve gazetecilere dönük baskıların yoğunlaşmasında anlam bulmaktadır. Kuşkusuz ki, açık faşizm ya da kabaran faşist baskılar yalnızca gazeteciler şahsında sergilenen hukuksuzluk ve keyfiyetçilikle sınırlı değildir. Ancak, makale yazan, eleştiren, konuşan ya da itiraz eden hemen her gazetecinin, televizyoncunun, avukatın, siyasetçinin vb. ağır baskılara tabi tutularak hapsedilmesi faşizmin/açık faşizmin tipik bir belirtisidir.

Dikkat çekicidir ki, yaşanan gözaltı, tutuklama ve hapsetme baskıları; yasalarca yasaklanmış bir gösteriden, suç sayılan bir eylemden, bir şiddet davranışından veya yolsuzluktan, gasp-talandan, adam kaçırmaktan, uyuşturucu madde ve çetecilikten, Kadın katletmekten, çocuk istismarından vb. dolayı değil, gazeteci-televizyoncu-siyasetçi olduğu ve makale yazdığı, haber yaptığı, eleştirdiği için yapılmaktadır…

Evet, bir şiddet davranışı veya işlenen bir suçtan dolayı değil; makale yazdığı, eleştirdiği ve haber yaptığı için insanlar tutuklanıp hapsedilmektedir! Kısacası alenen görülüyor ki, yerel seçimleri kazanmak veya garantiye almak için, basını susturup sindirmek ve toplumu korku atmosferine alarak teslim almak için, her yolu mübah sayan faşist iktidar işbaşındadır!… Faşizmin hortlayarak kol gezişinin en az iki sebebi vardır; biri, yerel seçimler öncesi basının susturulup sindirilerek dizayn edilmesi ve bu terör dalgasıyla tüm topluma mesaj verilip korku atmosferinin egemen kılınması ve böylece yerel seçimlerin kazanılması için ihtiyaç duyulan toplumsal koşulların yaratılması, ikincisi ise, Filistin-İsrail çatışmasında iktidarın karşı karşıya kaldığı handikap ve sıkışmanın sümen altı yapılarak iktidar aleyhine gelişmelerin önüne geçilmesidir…

Faşist iktidarın 2 günlük saldırı furyası önümüzdeki süreçte olası saldırıların mahiyetini göstermektedir!

Yukarılarda işaret ettiğimiz veya özetlediğimiz sebepler zemininde, faşizmin açık faşizm biçimine tırmanarak hortladığı aşikâr iken, bu koyu faşist tırmanışı aşağıdaki kısa tabloda vereceğimiz gelişmelerle de görebiliriz. Yalnızca 1 Ekim ile 2 Ekim 2023 günlerini kapsayan ve ağırlıklı olarak da gazetecilerin gözaltı-tutuklanma-hapsedilme haberleri biçiminde yaşanan gelişmeler tablosu son derece dikkat çekici bir tablodur. Hiç kuşkusuz ki, açık faşist terör dalgasının daha da anlamlı olan niteliği, dört devrimcinin katledilmesiyle gündeme gelen toplu infaz ve katliam gerçeğinin hortlamış olmasıdır. Bu faşizmin en çıplak yüzüdür.

Aşağıdaki tablo bu faşizmi yalın biçimde resmetmektedir:

TAYAD’lı Aileler, 31 Ekim 2023 günü 4 devrimcinin Meriç sınırında katledildiğini açıkladı! (2 Kasım 2023)

Gazi Mahallesi’ndeki evinden çıkan Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Avukat Erdal Çelik motosikletli iki kişinin silahlı saldırısına uğradı! (2 Kasım 2023)

İdil Kültür Merkezi polis tarafından basılarak 8’i Grup Yorum Üyesi olmak üzere, 9 kişi gözaltına alındı! (1 Kasım 2023)

Halkın Hukuk Bürosu İstanbul’da çok sayıda eve baskın yapılarak müvekkillerinin gözaltına alındığını açıkladı! (2 Kasım 2023)

 Gazeteci Tolga Şardan yazdığı makale nedeniyle gözaltına alındı, çıkarıldığı mahkemede tutuklanarak hapse gönderildi! (1 Kasım 2023)

Halk TV muhabiri Dinçer Gökçe polisler tarafından gözaltına alındı! (1 Kasım 2023)

Gazeteci Cengiz Erdinç evine yapılan baskınla gözaltına alındı! (2 Kasım 2023)

Özgürlükçü Demokrasi Gazetesinin yargılanan çalışanlarından 6 gazeteci hakkında savcı ceza istedi! (1 Kasım 2023)

Mahkemesi görülen Gazeteci Nazlı Can Yıldız hakkında savcı ceza istedi! (2 Kasım 2023)

HDP eski milletvekili Hüda Kaya polis tarafından gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak hapsedildi! (1 Kasım 2023)

Yazar Dilşa Kocakaya yazdığı makale nedeniyle ceza aldı ve tutuklanarak hapsedildi! (2 Kasım 2023)

‘‘Çözüm Süreci”nde “geri Çekilme”yi takip eden heyete hapis cezası verildi! (2 Kasım 2023)

Can Atalay ve Gültan Kışanak, haklarında üst mahkeme (AYM) tarafından verilen hak ihlali kararına rağmen tahliye edilmemektedirler…

Adana’da 2023’ün ilk 9 ayında 21 Kadın KATLEDİLDİ! (2 Kasım 2023)

İzmir’de bir Kadın boşanma aşamasında olduğu kişi tarafından katledilmek istendi; ağır yaralı olarak kurtuldu! (2 Kasım 2023)

Kastamonu’da bir işçi çalıştığı inşaatta iskeleden beton zemine düşerek yaşamını yitirdi; iş cinayetinde katledildi! (2 Kasım 2023) 

Bu gelişmeler, 1 ve 2 Ekim 2023 günleri öncesi ve sonrası günlerdeki gelişmelerle birleştirildiğinde çok daha uzun bir faşist baskı ve saldırı furyası özetlenebilir. Ancak, iki günlük haber bilançosu olarak yukarıya aktardığımız siyasi gelişmeler Erdoğan ve iktidar güruhunun açık faşizmle koyu bir baskı ve saldırı süreci geliştirdiğini kanıtlamaya yeterdir. Bu gelişmelerin önemli bir yanı da bu faşist terör dalgasındaki tırmanışın önümüzdeki günlerde çok daha geniş yelpazeye yayılarak devam edeceğine dönüş bir işaret olmasıdır. Önümüzdeki süreç çok daha ağır faşist baskıların, tutuklama furyaları ve cinayet-katliam gibi gelişmelerin muhtemel olacağı bir süreç olacaktır. Tutuklama dalgaları ilk hedeflerinden başlayarak daha geniş yelpazeye yayılacaktır. Provokasyon ve siyasi cinayetlerden devrimcilerin katledilmelerine kadar tırmandırılacak süreçle, toplumsal kitleler korkutularak sindirilecek, her türden muhalefet ve mücadele koyu baskılarla yasaklanıp geriletilecek, “dikensiz gül bahçesiyle” yerel seçimlere gidilmesi hedeflenecektir.

Yaşatılan terör dalgasıyla, İsrail- Filistin arasındaki çatışmanın iktidar aleyhine işleyen özelliği sümen altı edilerek bu süreç de aleyhte işlemeyecek şekilde kotarılmış olacaktır… Daha farklı kulvarda ise, iktidarın iç tasfiye ve dizayn eylemleri de bu kaotik ortamda daha sorunsuz ve sessiz biçimde hal edilecektir. Bunun önemli bir parçası da gerek yerel seçimlere dönük olsun ve gerekse de iktidarın siyasal İslamcı yapılanmasına dönük yapılacak yasal ya da anayasal düzenlemelerin bu faşist tırmanış şartlarında kolayca geçirilip gerçekleştirilmesi olacaktır. Muhalefet ve mücadele dinamiklerinin baskı altına alınıp toplumsal kitlelerin korku atmosferi altına alınarak kontrole alınmasına paralel olarak, yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi ve hatta yeni anayasanın gözle kaş arasında apar-topar geçirilmesi hedeflenecektir…

Erdoğan ve güruhunun mevcut yönelimi yerel seçimlere endekslidir. Yerel seçimlerin kazanılması iktidar sultası için hayati önemdedir. Kaybetmesi durumunda iktidarın altının boşalarak büyük sorunlarla karşılaşacağı ve ekonomik krizle derinleşen darboğazı aşamayacağı, rant-talan gibi bir dizi olanağı yitirerek zorlanacağı, dolayısıyla iktidarın sorgulanarak kan kaybedeceği günler yaşanacaktır. Tam da bunun için, Erdoğan yerel seçimlerin kazanılması için her zaman yaptığı gibi en barbar baskılara başvuracak, komplo, katliam ve provokasyonlardan yararlanacak, toplumu terörize ederek amacına ulaşmaya çalışacaktır… (Burjuva muhalefetin hali perişanken, Erdoğan’ın bu fırsatı kaçırmadan at koşturup ‘‘Üsküdar’ı geçmek” istemesi ve demokratik-devrimci güçleri ezerek emellerini gerçekleştirmesi onun sınıf karakterine ve iktidar hırsına uygundur…)

Meydan faşizme bırakılamaz!

Sonuç olarak; demokratik, devrimci ve sosyalist güçlerin gerçekleşerek gelişen ve gelişerek büyüyeceği aşikar olan bu faşist terör dalgasını dikkate alarak, bir; koyu faşist saldırılardan mümkün olduğu ölçüde az zarar görecekleri biçimde kendilerini koruma ve güvenlik önlemlerini küçümsemeden almaları ve iki; mümkün olduğu oranda geniş demokratik ittifaklar kurarak mümkün olan en geniş halk kitlelerini arkasına alıp kitlelerle birlikte bir mücadele ve direniş çizgisini geliştirme temelinde hareket etmeleri gerekmektedir…

Demokratik, devrimci güçler her faşist terör dalgasında geri çekilerek meydanı faşist gericiliğe bırakamazlar. Gerekli hallerde kendilerini-güçlerini koruma siyasetinden asla sakınmamalıdırlar fakat bu meydanı faşizme bırakma anlamına gelmez ve bu biçimde uygulanmaz. Gerekli koruma ve güvenlik önlemlerine paralel olarak, kitle mücadelesi ve kitlesel hareketi geliştirerek faşizmin karşısına çıkmayı ihmal etmemek gerekmektedir. Faşizme karşı etkili mücadelenin bugünkü biçimi kitlesel direniş ve hareketlerin geliştirilmesidir… 

Faşist tırmanışa ve dolayısıyla faşist Erdoğan sultasına karşı mücadelenin bir ayağı yerel seçimlerle biçimlenen reel-politikte Erdoğan ve iktidar güruhuna yenilginin yaşatılmasını içerir. Zira, yerel seçimlerin kazanılması Erdoğan ve iktidarı için neredeyse hayati bir meseledir. Kaybetmesi de öyle. Dolayısıyla çatışmanın burada sürdürülerek kazanılması ve Erdoğan güruhunun yenilgiye uğratılması önem taşır-taşımaktadır. O halde yerel seçimlere yüklenmek ve kazanmak için geniş demokratik ittifakın kurularak darbeleyici sonuçlar elde etmesi son derece önemli bir görevdir. Bazen koyu karanlığın küçük bir yarıktan sızan ışıkla aydınlatılması mümkündür. Yerel seçimler büyük bir devrimci çatışmayı temsil etmez, stratejik değerde bir mücadele biçimi de değildirler. Fakat, faşizme karşı mücadelede bir politik çatışma alanı-biçimi olarak belli bir önem kazanırlar. Özgül durumda ise, yerel seçimlerin kazanılması veya iktidarın yerel seçimleri kaybetmesi, onun yıkımına giden yolu açabilir. Bu yıkım devrimci bir yıkım olmasa da faşist iktidar sultasının geriletilerek demokratik kazanım ve ilerlemelerin yolunu açmaya yarayabilir-yardımcı olabilir…

Halkçı-demokratik-devrimci yerel yönetim anlayışı ve “söz-kara-yetki halka” şiarı ışığında daha fazla halkçı-devrimci-sosyalist yerel yönetim için, faşizme karşı mücadele ilkesini esin alan geniş demokratik ittifaklarla yerel seçimlere odaklanalım, KAZANALIM! Günün görevi budur…

Üreten biz, yöneten de biz olmalıyız!…



Haziran 2024
PSÇPCCP
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Daha Fazla Perspektif Haberler