Bizimle iletişime geçin

Güncel

Ayten Öztürk’ün cezası onanır ise ömür boyu tek kişilik hücrede tutulacak

Ayten Öztürk, 2 ağır müebbet hapis cezasının Yargıtay’da olduğunu ve ceza onanır ise ömür boyu tek kişilik hücrede tutulacağını vurgulayarak, “İşkenceyi teşhir etmem nedeniyle bu ceza verildi. Bu açıdan bu dosya bir intikam dosyasıdır. Herkesi adalet mücadelesine ses olmaya, işkenceyi kanıksamamaya çağırıyorum” dedi.

Yadigar Aygün / İstanbul

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, “Kaldırımda linç izlediği” suçlamasıyla yargılanan 10 Şubat 2024 tarihinde tutuklanan Ayten Öztürk için iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının onanmasını istedi. Yargıtay kararı onarsa Öztürk, ömür boyu tek kişilik bir hücrede tutsak kalacak. Dava hakkında görüştüğümüz Kandıra 1 Nolu Hapishanesi’nde tutsak Ayten Öztürk ve Avukatı Doğa İncesu, adil bir yargılama yapılmadığını vurguladı.

“Bu dosya bir intikam dosyasıdır”

Öztürk, hakkında her hangi bir delil olmadan bir itirafçını beyanları ile 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmek istendiğini söyledi. Bu dosyanın bir intikam dosyası olduğunu belirten Öztürk, “2008 yılında Okmeydanı’nda bir çocuk istismarcısının mahalleli tarafından linç edildiği olay üzerine açılan bir dosyadan sanık olan bir itirafçının ‘Linç olayını izliyordu’ beyanı dolayısıyla hakkımda 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Adli bir olay olmasına rağmen; devrimci, sosyalist kimliğim nedeniyle olayla ilişkilendirilmeye çalışıldım. Kamera görüntüsü veya başka herhangi bir delil bulunmadığı halde adil olmayan bir yargılama ile ceza verdiler. Yüzleştirme dahi yapılmadı. Tamamen benim devrimci kimliğim ve tutuklanmadan önce yaşadığım işkenceye direnmem ve işkenceyi teşhir etmem nedeniyle bu ceza verildi. Bu açıdan bu dosya bir intikam dosyasıdır” dedi.

“Kameralar incelenmedi”

Mahkeme süreci içerisinde kamera kayıtlarının incelenmesi, tanıkların dinlenmesi taleplerimizin reddedildiğini vurgulayan Öztürk, “Okmeydanı’nda bir tecavüzcünün linç edildiği olayla ilgili ifadem alındıktan sonra serbest bırakıldım. Daha sonra tutuklu olduğum dosya, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen, bir çocuk tecavüzcüsünün öldürülmesiyle ilgili davayla birleştirildi. Mahkemeye bir  sene götürülmedim, ifadem SEGBİS’le alınmak istendi. Ancak bir yılın ardından beni mahkemeye getirdiklerinden, ilk savunmamı tutuklandıktan  bir yıl sonra yapabildim. Mahkeme süreci içerisinde kamera kayıtlarının incelenmesi, tanıkların dinlenmesi taleplerimiz reddedildi” diye konuştu.

“Somut delil olmadan cezalandırılabilirsiniz”

Herhangi bir somut delil olmadan yargı isteminin cezalandırma yöntemine gittiğini söyleyen Öztürk, “Linç olayını izliyordu şeklinde beyanda bulunan şahıs dahi mahkeme tarafından duruşmada dinlenmedi. Yani hakkımda 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi için, bu sanığın 2008 yılında soruşturma aşamasında, yüzümü bile görmeden verdiği bir beyan yeterli görüldü. Şu anda öyle bir yargı sistemi işliyor ki; her an evinden gözaltına alınıp tutuklanabilirsiniz, somut delil olmadan cezalandırılabilirsiniz” diye belirtti.

“İşkenceyi kanıksamamaya çağırıyorum”

Öztürk, 2 ağırlaştırılmış müebbet cezasına karşı mücadele çağrısı yaptı. Öztürk, “Adaletsizliklere karşı mücadele eden herkesi de tehdit olarak gördüklerinden, cezalandırmak istiyorlar; bu şekilde herkesi susturmayı, sindirmeyi amaçlıyorlar. Fakat susmak, sadece ödenen bedelinin biçimini değiştiriyor. Onurunu koruyan, adaletsizliğe karşı şu ya da bu şekilde ses çıkartan kimsenin ‘bana bir şey olmaz’ diyemeyeceği bir süreç yaşıyoruz. Bunun için herkesi adalet mücadelesine ses olmaya, işkenceyi kanıksamamaya çağırıyorum” dedi.

Kırık camlar üzerinde sürükleyip işkence ettiler

10 Şubat 2024 tarihinde tutuklanan Öztürk, gözaltı sırasında işkenceye maruz bırakıldığını belirtti. Öztürk, “6 Şubat tarihinde gündüz saat 14.30 sularında kapım çalınmadan, direkt olarak koç başıyla kırılarak ev hapsinde bulunduğum eve girildi. Ben ve misafirimi zorla yere yatırmaya çalıştılar. Daha sonra beni gözaltına alacaklarını söyleyerek kırık camların üzerinden sürükleyerek, ters kelepçe yaparak evden çıkardılar. Gözaltındayken götürüldüğümüz hastanede 4 saat boyunca ters kelepçeli halde, kelepçe sonuna kadar sıkılarak bekletildik. Gözaltında da ters kelepçeli olmamıza rağmen bilinçli şekilde kafamız zorla aşağıya eğilmeye çalışıldı. Tüm bu hukuksuz saldırıların sonucunda kollarımda birçok morluk, ellerimde şişlik oluştu” dedi.

“Mahkeme taleplerimizi ret etti”

Ayten Öztürk’ün avukatı Doğa İncesu, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ifade veren sanığın yüzünü bile görmeden, onu bir kere dinlemeden Öztürk’ü cezalandırma yoluna gittiğine dikkati çekti. İncesu,“Müvekkilimizin yargılandığı dosya; 2008 yılında bir çocuk istismarcısının Okmeydanı’nda insanlar tarafından linç edilmesi sonrasında yağ embolisinden hayatını kaybetmesi üzerine açılan bir dosya. Bu dosyada müvekkil hakkında anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs ve insan öldürmeye azmettirme iddiasıyla 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Dosyada müvekkilin aleyhine sadece bir sanık beyanı bulunuyor. Bu sanık da müvekkilin yüzünü bile görmeden, soruşturma aşamasında ‘Bir bayan linç olayını izliyordu.’ diyor. Bu şahıs defalarca kez talep etmemize rağmen mahkeme tarafından dinlenmedi. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi, ifade veren sanığın yüzünü bile görmeden, onu bir kere dinlemeden müvekkili cezalandırma yoluna gitti” diye belirtti.

“Hukuki değil, politik bir karardır”

Mahkemenin politik saikler ile karar verdiğini vurgulayan Avukat İncesu, “Biz müvekkilin linç olayını izlemediğini söylüyoruz. Fakat müvekkil linç olayını izlemiş olsa dahi ona delilsiz bir şekilde anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs ve kasten insan öldürmeye azmettirme isnatlarıyla ceza verebilmek mümkün değildir. Zaten İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi de kendi kararına inanmamış, güvenmemiş olacak ki müvekkile 2 ağır müebbet ceza verdikten sonra ev hapsiyle tahliyesine karar verdi. Bu belki de ülkenin hukuk tarihinde eşi olmayan bir durum. saikler taşıyan müvekkilimizi katletmek amacıyla verilmiş; hukuki değil, politik bir karardır bu ceza” dedi.

6 ay boyunca işkenceye maruz kaldı

Öztürk’ün 2018 yılında Lübnan’dan kaçırılarak gayrı-resmi biçimde Türkiye’ye getirilerek 6 ay boyunca işkenceye maruz kaldığını söyledi. İncesu, “Müvekkilin yaşadığı hak ihlalleri, tutuklanmasından önce başlıyor. Çünkü müvekkil 2018 yılında Lübnan’dan kaçırılarak gayrı-resmi biçimde ülkeye getiriliyor. Ülkeye getirildikten sonra 6 ay boyunca Ankara’da gizli bir işkencehanede işkence görüyor Ayten Öztürk.Bu süreçte müvekkilimiz; elektrik verme, filistin askısı, falaka, taciz ve tecavüz girişimleri, dik ve dar bir tabutta bilincini kaybedip bayılıncaya kadar bekletme, hücreye aşırı sıcak veya soğuk hava verme, saatlerce spot bir ışığı yüzüne tutarak bekletme, yüksek sesli şekilde arabesk veya faşist marşlar dinletme gibi çeşitli psikolojik/fiziki işkencelere maruz bırakılıyor. İşkencehaneden çıkartılırken işkenceciler, müvekkilimize ‘Seni bırakıyoruz ama hapishanelerde çürüteceğiz.’ diyorlar. Bu durum işkencecilerle yargının ne kadar iç içe geçtiğini gösteriyor bizlere. Çünkü işkencecilerin ‘amir’i, bundan sonra mahkeme sürecinin nasıl yürütüleceği noktasında da gayet fikir sahibi şekilde konuşuyor müvekkilimizle. Mahkeme süreci de işkencecilerin söylediği biçimde devam ediyor zaten uzunca bir süre. Çünkü delil toplanması, tanık dinlenmesi, kamera görüntülerinin incelenmesi taleplerimizin tamamı reddedildi” diye ifade etti.

“Ayten Öztürk’ün beraati gerekir”

Avukat İncesu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Öztürk’e 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının onanmasını talep ettiğini belirtti. İncesu, “En başından beri vurguladığımız nokta şudur; bu dosyada eğer hukuki bir karar verilecekse dosyanın bozulması gerekir, Ayten Öztürk’ün beraati gerekir. Bırakalım hukuk eğitimi almış, hakim ve savcı olarak atanmış insanları; ilkokul öğrencileri dahi ‘linç olayını izledi’ iddiasıyla bir insana 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesinin olanaksız olduğunu söyleyebilir. Yargıtay’ın hukuk ile zerre bağı varsa, bu ülkede adil yargılanma hakkının zerresi varsa; 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onanamaz” diye konuştu.

“Bir insanın hayatının yok edilmek istendiği bir davadır”

İncesu, Öztürk’ün adil yargılanma hakkı için herkesi mücadele etmeye şu sözler ile çağırdı; “Ülkemizde adil yargılanma hakkı mücadelesi noktasında, adalet mücadelesi noktasında sembol davalardan biridir Ayten Öztürk davası. Delilsiz, gerekçesiz biçimde 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının verildiği, bir insanın hayatının yok edilmek istendiği bir davadır. Dolayısıyla kendisine devrimciyim, demokratım diyen herkesin sorumluluğudur Ayten Öztürk’ün yanında olmak, adil yargılanma hakkı mücadelesine destek vermek. Biz de elbette bu iddiayı taşıyanlara, barolara, meslektaşlarımıza, demokratik kitle örgütlerine çağrıda bulunuyoruz. Adalet mücadelesi, adil yargılanma hakkı mücadelesini hep beraber büyütelim istiyoruz.”



Mayıs 2024
PSÇPCCP
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031 

Daha Fazla Güncel Haberler