Bizimle iletişime geçin

Dünya

Dersim Tertelesi’nde katledilenler Köln’de anıldı

1937’de başlayıp 1938’in sonlarına dek süren Dersim Tertelesi’nde katledilenler Almanya’nın Köln kentinde anıldı. 

Dersim’de 4 Mayıs 1937’de başlayan ve 1938 yılına kadar süren soykırımın 87’nci yılı vesilesiyle Almanya’nın Köln kentinde bulunan tarihi Dom Katedrali önünde anma etkinliği yapıldı. Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi’nin oluşturduğu bileşen kurumları Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Dersim İnşa Kongresi (DİK), Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG)’in ortak düzenlediği anma etkinliğine siyasi kurumlar ve Alman parlamenterlerin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

Kurumlar adına ortak metni AABF Türkçe, ADEF Almanca, DİK Kürtçe ve DKG Kırmaçki olarak okudu.

‘Mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz’

“Dersim Soykırımı’nda hayatını kaybeden canlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz” denilen açıklamada, “Türk yetkililerine ve dünyaya bir kez daha haykırıyoruz ki, 100 yıl sonra da 1000 yıl sonra da Dersim’in Çığlığını haykırmaya devam edeceğiz. Dersim Soykırımında parmağı olan hiç kimseyi affetmeyeceğiz. Uluslararası hukukta da insanlık suçu olan soykırımı işleyen ve faili olanların mahkûm edilmesi için mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Mazlumların Çığlığı ve sesi olma kararlığında olduğumuzu huzurlarınızda bir kez daha ifade etmek isteriz” denildi.

‘Katledilen on binlerce canımızın sesini kimse duymadı’

Osmanlının “çıbanbaşı” dediği, onlarca kez sefer düzenleyerek katliamlar yaptığı Dersim’e, Türk Devleti’nin 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu Kararı ile soykırım kararını aldığının altı çizelen açıklamada, “1925′ de Şark Islahat Planı ile başlayan inkâr ve tekleştirme politikasıyla Dersim’de on binleri katletti. Tek ırk, tek dil, tek din ve tek mezhep yaratmak isteyen zihniyet; Dersim halkına karşı yıllarca sürdürdüğü baskı ve asimilasyon politikalarını 1937-38’de tam bir soykırıma dönüştürdü. Bu anlamda 1937-38, Dersim’in tarihsel, kültürel ve tüm toplumsal varoluş değerleriyle birlikte ortadan kaldırmanın tarihidir. Katledilen on binlerce canımızın sesini kimse duymadı, yaşatılan insanlık suçu olan bu vahşi soykırımı kimse görmek istemedi. Dönemin Başbakanı Erdoğan, Dersim yarasını siyaseten suiistimal etmek maksadıyla dilediği özür metninde “…adım adım çerçevesi çizilmiş bahaneleri hazırlanmış, uçaklarla bombalayarak, gaz bombaları ve toplarla hareket eden her şey katlediliyor, binlerce insan, kadın ve çocuk katlediliyor, yuvalar yıkılıyor, binlerce insan batıya göç ettiriliyor, binlerce kız çocuğu evlatlık veriliyor.” Diyerek hakikati bir anlamda kabul etmişti. Ancak hala söylenen bu sözlerin gereğini cumhurbaşkanı olmasına rağmen yerine getirmiş değildir” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, “Dersim’in inanç merkezleri olan ocakları dağıtıldı, pirleri itibarsızlaştırıldı, katledildiler. T.C. eski Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil; “Mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içerisinden bunları fare gibi zehirledi.“ Dediği soykırımda katledilen on binlerce insanın bedeni kurda, kuşa yem edildi. On binlerce insan mezarsız bırakıldı. İnsanların evleri, yurtları yerle bir edildi. On binlerce insan sürgün edildi, yollarda katledildiler. Çocuklarına el konuldu, genç kızları kaybettirildi. 15 Kasım 1937’de sözde mahkemelerde savunma hakkı ve iddianame bile verilmeden, mahkeme kararı olmaksızın „şaki“ diyerek itibarsızlaştırmaya çalıştıkları 7 Dersim ileri geleni ve Yol önderi idam edildiler. Geriye kalanlar batı kentlerinde cezaevlerine konulup, ölüme terk edildiler. Katlettikleri on binlere, onca zulme rağmen durmak bilmeyen Türk Devleti, Ağustos 1938 de 3. Ordu komutasında 1. ve 2. Ordunun’ da katılımıyla “Doğu Manevrası“ adıyla Genosit hareketini sürdürdü” denildi.

‘Dersim’in çığlığı duyuluncaya kadar mücadelemiz devam edecek’

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Ağustos 1938’de katliamdan kurtulmak için bir kadın küçük çocuğu ile ormana sığınır. Çocuğun açlık ve susuzluktan sürekli ağlamasına daha fazla dayanamayan anne, çocuğunu alarak Munzur’a su içmeye iner. Barbarlar ateş eder ve kadını öldürürler. Sağ kalan küçük çocuk, annesinin memesini emer, ancak anne öldürüldüğünden, memesinde süt yoktur. Bir daha gider memeyi emer ve sürekli ağlar. Bu durum uzun sürünce oradaki askeri komutan çocuğun öldürülmesi emrini verir. Bir asker çocuğu süngünün ucuna takarak havaya kaldırıp fırlatır. Orada bulunan milisler çığlığı duymamak için kulaklarını kapatırlar. Dünyada tıpkı milisler, gibi bu çığlığı duymamak için kulaklarını kapattı. Sizler bugün burada toplanarak o masum çocuğun duyulmayan çığlığı oldunuz. O masum çocuğun çığlığı, Dersim’in Çığlıydı, Dersim’in çığlığını haykırmak, o gün duyulmayan masum Dersimlilerin çığlığını dünyaya duyurmak için buradayız. Dersim Soykırımı tanınıncaya kadar, Dersim’in çığlığı, müzelerde, üniversitelerde, parlamentolarda duyuluncaya kadar mücadelemiz devam edecektir.

‘Soykırımcı zihniyetine karşı çıkmaya geleceğimizi birlikte belirlemeye davet ediyoruz’

30.08.1938 de Elâzığ’ da 40.000 askerin katıldığı operasyona “2. Ağustos Zaferi“ diyerek geçiş töreni düzenlediler. Soykırıma katılan generallere MK tarafından İsviçre altın saati hediye edildi. Ülkede bulunan birçok devletin askeri ataşeleri, Ankara’dan özel tren ile Elâzığ´a götürülerek şeref tribününde misafir edildiler. Bugün de Türk Devleti, Dersim’i insansızlaştırıyor, zoraki göçertiyor, kültürel soykırımı dayatıyor. Dilimizi, kimliğimizi, kültürümüzü ve inancımızı başkalaştırıyor. Soykırımla yüzleşeceğine, asimilasyonla Dersim’i tarihsel hakikatine yabancılaştırıyor, tarihi hafızamızı ve belleğimizi silip ortadan kaldırmak istiyor. İslamcı Türkçü iktidar, Dersim’in değerlerini, kimliğini, kültürünü ve inancını çürütmek, Dersim hakikatini karartmak istiyor. Yüreği Dersim için çarpan herkesi, devletin bu soykırımcı zihniyetine karşı çıkmaya, tarihi hafızamıza, dilimize, kültürümüze, inancımıza, jar u diyarlarımızı sahiplenmeye, geleceğimizi birlikte belirlemeye davet ediyoruz.

‘Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezar yerleri açıklansın’

Soykırıma uğrayan Dersimliler olarak, bizimle aynı kaderi paylaşan her sürekten Alevilerin, Asuri-Süryanilerin, Keldanilerin, Kürtlerin, Ermenilerin ve Pontusların maruz kaldıkları mezalimler de açığa çıkarılmalıdır diyoruz. Türkiye amasız fakatsız tarihte işlediği tüm soykırımlarla yüzleşmeli, Dersim özürünün gereği yerine getirilmeli, somut adımlar atılmalıdır. TC. Devleti soykırımlarla yüzleşsin, hesap versin! Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezar yerleri açıklansın! İnsansızlaştırmaya, hafızasızlaştırmaya, inkâr ve asimilasyona son verilsin! Uluslararası kurum ve kuruluşları Dersim soykırımını tanımaya davet ediyoruz!”

Alman siyasetçilerin de söz aldığı anmada sanatçılar Ali Baran, Besser Şahin ve Grup Domane Dersim sahne aldı.



Temmuz 2024
PSÇPCCP
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031 

Daha Fazla Dünya Haberler