Bizimle iletişime geçin

Güncel

1 Mayıs tutsakları tahliye edildi

İstanbul’da 1 Mayıs’ta Taksim’e yürümeye çalıştığı için ev baskınlarıyla gözaltına alınıp tutuklananlar hakim karşısına çıkmaya başladı. Bugün (3 Temmuz) ikinci dalga ev baskınlarıyla gözaltına alınıp tutuklananların ilk duruşması görülüyor. Savcının mütalasında ceza talebine karşın rağmen mahkeme heyeti tutuklu 8 kişinin tahliyesine karar verdi

1 Mayıs sonrası yapılan ev baskınlarında gözaltına alınıp tutuklanan bir kısım eylemcinin davası İstanbul Çağlayan Adliyesi 25. ASCM’de görülmeye başlandı.

‘İzin almaksızın gösteri yapmak anayasal haktır’

Mahkemede söz alan Ahmet Özgür Erdoğan, Taksim Meydanı’na yürümenin anayasal bir hak olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Ben 11 yıldır makine mühendisiyim. Çalışma hayatım genellikle şantiyelerde geçti. İşçilere ve emekçilere yasal haklarının verilmediğini gördüm. Eksik mesai, yıllık izin, resmi tatil hakları gasp ediliyor. Hakkını aramak da engelleniyor. Konunun özü bu. İnşaat sektörü en çok ölümlü iş cinayetinin yaşandığı sektör. Ben gerek kendi yaşadığım gerekse de sektör çalışanlarının yaşadığı sorunlar için duyarlı bir yurttaş olarak katıldım. DİSK, KESK, TMMOB ve ana muhalefet lideri de çağrı yapmıştır. Bu çağrılar olmasa dahi önceden izin almaksızın gösteri yapmak anayasal haktır. Meydanları halka kapatmak kimsenin haddine değildir. AYM kararına rağmen yapmak da anayasal suçtur” dedi.

‘Anayasal hakkımı kullanmak istedim’

Mahkemede söz alan Özenç Cevahir, 1 Mayıs’a geleceksizlik kaygısı ile katıldığını belirterek, “23 yaşındayım, tiyatro öğrencisiyim. Ben geleceksizlik kaygısıyla katıldım. Yüzde 60 bursluyum, tüm derslerim uygulamalı olduğu için derslerimden geri kaldım. AYM, 1 Mayıs alanının Taksim Meydanı olduğuna karar vermiştir. Anayasal hakkımı kullanmak istedim. Hiçbir sorun çıkmadan eylem alanına girdim. Bir anda gazlı saldırıya uğradık” diye konuştu.

‘Polisler buna engel olup anayasayı çiğnediler’

Mahkemede söz alan Umut Kabaklı, Türkiye’deki öğrencilerin yaşadığı sorunlara dikkati çekerek, bu sorunlara karşı 1 Mayıs’a katıldığını söyledi. Kabaklı,
“İTÜ elektronik ve haberleşme mühendisliğinde okuyorum. Türkiye’de öğrenciler bir sürü sorunla başa çıkıyor. Öğrenciler okurken çalışmak zorunda kalıyor. Üniversiteye geçtiğimizde barınma sorunuyla karşılaşıyoruz. KYK’ya başvuruyoruz kurtlu yemeklerle kötü odalarla karşılaşıyoruz. Tarikat yurtları karşımıza çıkarılıyor. Birçok öğrenci baskıya dayanamayıp intihar ediyor. İstanbul’da yaşanacak bir evin kirasını karşılayamıyoruz. KYK’nın bize layık gördüğü burs 2 bin. Patronların kar hevesi aslında eziliyoruz. Mezun olduktan sonraki hayatımızı göremiyoruz. Bu belirsizlik gençleri intihara sürüklüyor. Biz müşteri muamelemesi görüyoruz. Fahiş zamlarla uğraşıyoruz. İTÜ yemekhanesi 1 senede yüzde 200 zamlandı. Buna karşılık aldığımız burslara zamlar komik oranda. Üniversitemize kayyum rektörler atanıyor. Kamu kaynaklarını keyfi harcıyorlar. Ben az önce saydığım sorunlara ses çıkarabilmek için sendikaların, siyasi partilerin çağrısına uyarak Taksime gittim; taksimin kapatılamayacağına dair AYM kararından haberdardım. Bozdoğan kemerinde polisin sert müdahalesiyle karşılaştım. Biz sadece anayasal hakkımızı kullanmak istemiştik, polisler buna engel olup anayasayı çiğnediler. Eylem yasaya uygundur katılmak anayasaya aykırı değildir. Ben görev başındaki memura mukavemet etmedim çünkü o gün boyunca görevini yapan memur yoktu. Ben evimden şafak operasyonuyla gözaltına alındım. Sanki suç işleyip kaçmışız ve polisler gelip yakalamış gibi bir imaj yaratılmak istendi; gözaltı görüntüleri İçişleri Bakanı’nın Twitter hesabından paylaşıldı. Evimden gözaltına alınmama rağmen kaçma şüphesiyle tutuklandım.”

‘İstediğimiz tek şey sadece emeğimizin karşılığını almak’

Çağla Tanışlar, 977 1 Mayıs’ında ölen bütün işçileri anarak savunmasına başladı. Tanışlar, “Ben bir öğretmenim. Özel sektör öğretmeniyim. Çok uzun saatler çalışarak fiziksel ihtiyaçlarımızı karşılayamıyoruz. Ben yoksulluk sınırının altında çalışıyorum. Asgari ücret hesabıma yatıyor, 2 bin lirayı elden alıyorum. Mesai saatlerim dışında idare tarafından istenen şekilde veli arayıp kurum memnuniyeti almam isteniyor. Bugün ben çocuk sahibi olsam öğretmen maaşımla çalıştığım yere çocuğumu gönderemem. İtibarsızlaştırıldığımız gibi koşulların değişmesi için verdiğimiz mücadelede de geleceksizliğe mahkum ediliyoruz .Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan meslektaşlarımın eylemini dirençle selamlıyorum. Öğretmenlerin sadece adının olduğu bu koşullarda şiddet haberleri alıyoruz. İstediğimiz tek şey sadece emeğimizin karşılığını almak. Diyelim ki ben sizin çocuğunuzun öğretmeniyim. Çocuğunuz bir gün eve yara bere içinde geliyor. Siz benimle görüşmek istiyorsunuz ama bana ulaşamıyorsunuz. Şartları zorlamaz mısınız? İşte bizim 1 Mayıs’a katılmamız da böyle bir şeydir. 20 bin kişiyle birlikte ekmeği aslanın ağzından değil hakkaniyetle almayı istediğim için 1 Mayıs’taydım” diye ifade etti.

‘Öğretmenlerin, emekçilerin yeri hapishane değildi’

‘AYM’nin kararına göre Taksim Meydanı 1 Mayıs alanıdır’ diyen Tanışlar, direnişin hak olduğunu vurguladı. Tanışlar, “Taksim’e çıkmayı engellemek için yetki sınırlarını aşan polis memurları vardı. Yetki sınırı varsa itiraz ve direniş haktır. Bu saydığım sebepler dolayısıyla polise bir zarar verdiğim yok. Alan boşaldıktan sonra ben de çıktım. Bozdoğan Kemeri’nin önünde olmaması gerekenler emekçiler değil polis barikatıydı. Türlü gruplar, taraftarlar Taksim Meydanı’nda kutlama yapabilirken biz tutuklandık. Ben öğrencilerimden, eğitimciliğimden uzaklaştırıldım. Kaçtıkları yerden yakaladık dediler. Kolluk kuvvetleri kaçanları yakalamak istiyorsa tarikat yuvalarına, kaçak Kur’an kurslarına, cemaat evlerindeki intiharlara, MESEM ile patronlara çocukların iş gücü olarak pazarlanmasına baksın. Kaçan bizler değildik biz suç işlemedik. Ben 40 dakikalık ders sürelerinde bilgisini çocukların doğru düzgün eğitilmesine adamış bir öğretmenim. Orantısız güç bize uygulandı. Hukuk terazisinde biz ağır basıyoruz. Bu ekonomik koşullarda ev geçindirmeye çalışanların, öğretmenlerin, emekçilerin yeri hapishane değildir” dedi.

Adli kontrol ile serbest bırakıldı tekrar tutuklandı


Serdar Oğuz ise, adli kontrol ile serbest bırakılıp tekrar tutuklandığını söyledi. Oğuz, “1 Mayıs’a katılmak anayasal hakkımdı, devlet memuruyum, tutuklu yargılanıyorum. Evime şafak operasyonu yapıldı, kapım kırıldı, adli kontrolle serbest kaldım. Düzenli imza atmama rağmen işyerimden gözaltına alınarak tutuklandım. Görevimden uzaklaştırıldım. Sırf 1 Mayıs’a katıldığım için 2 aydır tutukluyum ve mağdur edildim” diye belirtti.

‘Emek kutsaldır bu yüzden de emeğin hakkını savundum’

Savunmasını yapan Metin Coşkun, emeğin kutsallığını hatırlatarak, 1 Mayıs’ın tarihsel mekanının Taksim olduğunu vurguladı. Çoşkun, “Ben 33 yaşındayım. Halk- Der üyesiyim. Özel harekat polisleri tarafından kayıtlı ikametimdem gözaltına alındım. 17 yaşından beri çalışıyorum. Babam 62 yaşında bir emekli olmasına rağmen çalışıyor. Bizim gibi alın terinden başka geçimi olmayan aileler için emek kutsaldır. Bu yüzden de emeğin hakkını savundum, savunacağım. 1 Mayıs’ın tarihsel mekanı Taksim Meydanı’dır. Bize soruşturmanın her aşamasında sorulan bir soru var: Eyleme kim çağırdı, nasıl gittin? Biz yılın 365 günü yoksullukla sınanıyoruz. Bizim ürettiğimiz tekstil ürünleri üzerinden patronlar kar yapıyor. Bizi kimsenin bir yere çağırmasına gerek yok. Sorunlarımız ülkenin en önemli sorunları ve bu sorunlar ülkenin her meydanında dile getirilmeli. Beni 1 Mayıs’ta eyleme götüren çağrı da buydu. Taksim ısrarı meşrudur. Bir halkın bayramlarının, protestolarının ana mekanı kent meydanlarıdır. Dünyada da böyledir. Kimse Fransa halkına kent meydanının 30 kilometre uzağında 1 Mayıs kutlayın diyemez. İstanbul’un memleketimizin en merkezi meydanı Taksim’dir. Euro 2024 kutlamalarının da merkezi Taksim Meydanı olmuştur” diye ifade etti.

‘Taksim ısrarı yasal olarak da meşrudur’

Çoşkun, savunmasını şu sözeler ile sürdürdü: ”Taksim Meydanı’nda MÜSİAD ve yakın kurumlar Filistin eylemi yapabilmiştir. 15 Temmuz’dan sonra CHP Taksim Meydanı’nda miting yapmıştır. Yani darbe döneminde bile Taksim Meydanı’na gidilebilmiştir. Daha önemlisi 2 sene üst üste 1 Mayıs, Taksim Meydanı’nda kutlanmıştır. Diğer yandan katliamlar, katliamların yaşandığı yerde anılır. Bu mekanlar toplanmak için her zaman fiziki uygunluk sağlamak zorunda da değildir. 15 Temmuz anmaları için toplanma alanlarından biri Boğaziçi Köprüsü adres gösterilmiştir. Yani yeri geldiğinde iki kıtayı birbirine bağlayan köprü bile eylem alanı olabilir. Yasaklama kararı bir hukuk garabetidir. Herkes önceden izin almadan gösteri düzenleyebilir. Daha önce 1 Mayıs’larda gözaltına alındığımda açılan davaların hepsinden beraat ettim. Bizi o dönem gözaltına alan işkence yapan polislerin bir kısmı şu anda Silivri’de, bir kısmı yurtdışına kaçtı. Çelişkili durum açıktır. İddianamede kanunsuz yürüyüş denilen olaylar, AYM kararında hak olarak belirlenmiştir. Bu ve saydığım sebeplerden dolayı ortada yaptırmamak için direnilecek bir durum yoktur, hukuksuzluk vardır. Taksim ısrarı yasal olarak da meşrudur. İddianamede 18 farklı polis memurunun hakkımızda şikayeti olduğu yer alıyor. Basit yaralama bile denemeyecek bir durum söz konusu. Karşıya karşıya gelen binlerce teçhizatlı polis ve ellerinde bayraktan başka bir şey olmayan eylemciler… İddianamede yer alan görüntülerin hepsi kendini koruyan yurttaşlara aittir. Çözünürlüğü düşük videolardan alınan ekran görüntüleri gerekçesiyle 2 aydır tutukluyuz. Ben defalarca işkence görmeme rağmen bana şiddet uygulayan polislere bi kere bile soruşturma açılmamıştır. Bize marjinal deniyor. Marjinalin sözlük anlamı içinde bulunduğu toplumu tanımamak diye geçiyor. Biri esnaf, ikisi öğrenci, çoğu emekçi bu insanlar mı marjinal yoksa tarihi Bozdoğan Kemeri’ne Doğu Roma lejyoneri gibi polis yığanlar mı marjinal? Bana kaçma şüphesi var dediler. Bir gün önce Çağlayan Adliyesi’nde tutuklanan arkadaşlarımla dayanışmak için katıldığım eylemden sonra gözaltına alındım. Çağlayan Adliyesi saklanmak için uygun bir yer mi emin değilim.”

‘Krizin faturası kemer sıkma ile bize ödetilmek isteniyor’

Serkan Uşak, demokratik hakkının engellendiğini söyledi. Uşak, “Emekçi bir ailenin çocuğuyum, kendim de bir emekçiyim. Krizin faturası kemer sıkma ile bize ödetilmek isteniyor. İşsizlik güvencesizlik kendini her geçen gün daha çok hissettiriyor. Hükümetin açıkladığı açlık sınırına göre bile ülkenin çoğu bu sorunun altında yaşıyor. Hükümetin başında çifter maaşla çalışanlar, bu asgari ücret yeter diyor. Patronların milyonlarca vergisi silinirken biz emekçiler kendi ürettiğimiz temel ihtiyaçlarımızı bile almakta zorlanıyoruz. Bu gibi birçok nedenden dolayı asgari değil insanca yaşamı savunduğum için 1 Mayıs’a katıldım. 2009-2010’daki Taksim 1 Mayıs’larına da katıldım. AYM ve AİHM kararlarının tekrar tekrar altını çizdiği anayasal hakkımı kullanmak için bu sene de 1 Mayıs’a katıldım. Bozdoğan Kemeri’ne geldiğimde yolu tamamen kesmiş bir grubun biber gazlı saldırısına uğradım. Demokratik hakkım, yürüyüş hakkım engellendi. Sadece demokratik hakkımın engellenmesini protesto ettim. Bu protesto da haktır. Burada bizim onları yaraladığımızı söyleyen pek çok müşteki var. 1 Mayıs’a katılan bir arkadaşımızın görme yetisini kaybettiğini öğrendik. Hakkımızda aslı olmayan iddialarla tutukluyuz. Arkadaşımızın gözünü kaybetmesiyle ilgili inanıyorum ki savcı ivedilikle bir iddianame hazırlamıştır. İçişleri Bakanı da gereğinin yapıldığını yazmıştır. Kaç polisin bu konuyla ilgili tutuklu olduğunu merak ediyorum. İçeride olduğum için takip edemedim.”

İddia makamı tutsakların devamına karar verilmesini talep etti. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, İstanbul Valiliğinin 1 Mayıs Taksim Meydanı’nın yasaklama kararını talep ederek, tutsak bulunan 8 kişinin tahliyesine karar verdi.

Ayrıca heyet, 12 kişi hakkında tüm adli kontrollerin kaldırılmasına, İstanbul Valiliği ile Fatih Kaymakamlığı’na müzekkere yazılarak, 1 Mayıs gününe ilişkin yasaklama kararının sorulmasına hükmetti. Bir sonraki duruşma, 7 Ocak’a ertelendi.



Temmuz 2024
PSÇPCCP
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031 

Daha Fazla Güncel Haberler